"Bazı hayatlar, sadece kaç yıl yaşadıklarıyla değil, zulmün karşısına diktikleri demirden iradeyle ölçülür."
TÜRK MİLLİYETÇİSİ, YÜREĞİ VATAN ATEŞİYLE YANAN MEHMET KAZGAN
Malatya'nın Akçadağ ilçesinden, Anadolu'nun zorlu ama onurlu topraklarından bir fidandı o. Adı Mehmet Kazgan. O, kuru bir isim değil, Türk Milliyetçiliğinin 1981 yılının karanlık günlerinde verdiği soylu bir yeminin ta kendisiydi.
MALATYA'DAN ANADOLU'YA YAYILAN KÖKLER
O, işçi emeklisi bir babanın, sekiz evladından sadece biriydi. Dünya malından uzaktı, ancarlı mahallesinin mütevazı çatısı altında büyüdü. Ne büyük bir zenginlik ne de şöhret bekledi hayattan. O sadece 21 yaşındaydı. Bir genç için hayatın baharı, hayallerin en coşkun çağı.
ADANMIŞLIĞIN TEK UNVANI: İMAN VE CESARET
Ham metin, bize onun dünyevi mesleğini söylemez. Belki de bu, bir tesadüf değildir; çünkü Mehmet Kazgan’ın asıl mesleği, en büyük unvanı, ruhunu adadığı Ülkücü davasıydı. 21 yıllık ömrünün her anını vatanın geleceğine adamış bir kahraman olarak, resmi bir titüle ihtiyacı yoktu. Onun duruşu, gençliğinin baharında bir meşaleydi.
KARANLIĞIN EN UZUN SORGUSU: 21 MART 1981
Zulüm, daima gece çöktüğünde gelir. 21 Mart 1981 gecesi, geç saatlerde, Malatya'da o son çaresiz çağrı yapıldı: İfadesinin alınacağı gerekçesiyle evinden alınıp, meçhul bir akıbete doğru götürüldü. Yanında, kader ortağı Aydın Demirkol da vardı; ikisi, inançlarından dönmeleri istenen bir ateş çemberine birlikte yürüyorlardı.
ÇELİKLE SINANAN RUH
Orada, insanlığın utanç duvarı örülmüştü. Bir MİT’çi, bir subay, bir astsubay ve üç polisten müteşekkil o vicdansızlar, o alçak zalimler, o şerefsiz köpekler, iki gence karşı koymuşlardı. Sabaha kadar süren o vahşet, tarihin en acı sayfalarına kazınmıştır.
Aydın ve Mehmet, çıplak bedenlerle Filistin askısına asıldılar. Vücutlarında elektrik dolaştırıldı. Coplar, sopalar ve yumruklar yağdı. Zalimler, sadece bedenlerini değil, ruhlarını kırmak istiyorlardı.
ŞEHADETİN BEŞ GÜNLÜK ZAFERİ
Aydın Demirkol, o amansız işkenceye daha fazla dayanamadı. Ciğerleri patladı ve zulmün o anında şehitlik mertebesine yükseldi.
Ancak 21 yaşındaki Mehmet Kazgan’ın direnişi, bir destan gibi uzadı. Onun da ciğerleri patlamıştı, bedeni lime limeydi. Fakat o, imanının son kırıntısıyla, beş koca gün boyunca ayakta kaldı, ölümle pazarlık etmedi. O son beş gün, yalnızca acı çekmek değil, zulme karşı suskun bir meydan okuma anıydı. Nefes alışı dahi, cellatlarına karşı söylenen en güçlü marş oldu.
26 Mart 1981 tarihinde, Malatya'da, ruhunu vatanına teslim etti. 21 yıllık kısacık ömrüne sığdırdığı iman, en ağır işkenceden bile galip çıktı.
Cenazesi, Elazığ yolu üstündeki mezarlığa defnedildi. Oraya, toprağa düşen beden değil, bir milletin vicdanına kazınan hürriyet ateşi bırakıldı.
"Malatya toprağı, 21 yaşında bir yiğidin şehadetiyle mühürlendi. O karanlık sorguda kırılan bedenlerdi, ama eğilmeyen ise Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz onuruydu."