"Bazı hayatlar, bir asra sığmayacak kadar büyük bir yemine adanır. On sekiz bahara veda etse de, geride bıraktığı iz, bir milletin vicdanına mühürlenir."
DOĞUŞ VE İDEALLERİN YUVASI
1980 yılının o kasvetli günlerine doğru ilerlerken, kahramanlığın tohumları Samsun topraklarında atılmıştı. Türk Milliyetçiliğinin yılmaz savunucusu, Ülkücü Şehit Mustafa Elitok, doğduğu bu kadim şehirde, Samsun’da ikamet ediyordu. Onun gençliği, sadece bir yaşam dönemi değil, kutlu bir davanın sancağını taşıma yeminiydi. Henüz 18 yaşındaydı; hayatın en taze, en coşkulu çağında. Fakat Mustafa, basit bir genç değil, bir mefkûre neferiydi. Çarşamba Mahallesi’ndeki evleri, sadece bir yuva değil, millet aşkıyla atan bir ocağın merkeziydi; zira o ve ailesi, kökten Ülkücüydüler.
YEMİNİN ERİ: MUSTAFA
On sekiz yaşının tüm heyecanı ve cesaretiyle, kuru bir davaya değil, hayatının her anına sızmış bir imana hizmet ediyordu. Mustafa, bu büyük davanın sadece bir izleyicisi olmakla yetinmedi; MHP Merkez İlçe Teşkilatı’nın aktif bir üyesi olarak, o zorlu yıllarda fikrinin ve bayrağının en ön saflarında durdu. Genç yaşına rağmen omuzlarına yüklediği sorumluluk, onu, karanlığın ortasında dahi ışığını saçan bir yiğit yapmıştı. O, inancından zerre taviz vermeden, tehlikenin kol gezdiği sokaklarda dahi dimdik yürüyordu.
TEHLİKENİN GÖLGESİ
Takvimler 26 Mart 1980’i gösterdiğinde, Samsun, bir kahramanlık trajedisine sahne olacaktı. O günler, fikirlerin kurşunla susturulmaya çalışıldığı, devrimci-komünist militanların, vatan evlatlarını hedef aldığı en karanlık dönemlerdi. Mustafa, bu ideolojik savaşın hedef tahtasında olduğunu biliyordu. Günlerdir süren hain bir gözetleme başlamıştı; karanlık zihinler, Ülküdaşımızı adım adım takip ediyorlardı. Bu takip, Mustafa’nın davasından vazgeçmediğinin, tehlikeyi bile bile görevine yürüdüğünün en açık kanıtıydı.
YÜREĞİNDEKİ SON YÜRÜYÜŞ VE ŞEHADET
O gün, evine yaklaştığı an, kurulan pusu harekete geçti. Hainler, caddenin ortasını bir infaz alanına çevirerek kahraman Mustafa'yı hedef aldılar. Cadde ortasında, herkesin gözü önünde, genç bir yiğidin hayatı hedef alındı. Kurşunlar bedenini bulduğunda, yalnızca 18 yaşındaki bir beden değil, bir milletin vicdanı yaralandı.
Ağır yaralıydı. Canını dişine takanlar hemen onu hastaneye kaldırdılar. Ancak, 26 Mart 1980 günü, Samsun’da atılan o kurşunlar, sadece bedeni değil, zamansız bir kaderi de beraberinde getirmişti. Tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. O son nefesini verdiğinde, Samsun semaları, uğruna savaştığı kutlu davasının 18 yaşındaki şehidini kucaklıyordu. Mustafa Elitok, adını, uğruna can verdiği vatan toprağına kanıyla yazarak ebediyete yürüdü.
"O, karanlık bir caddenin ortasında düşerken, bir neslin bayrağını daha yükseğe çekti. Mustafa Elitok; unutulmaz bir adanmışlığın 18 yıllık destanıdır."