"ADANMIŞ BİR YÜREK İÇİN VATAN, Sadece bir coğrafya değil, uğruna son nefesin verildiği kutlu bir yemindir."
ANTEP’TEN DOĞAN MİLLİYETÇİ YÜREK
Tarih 25 Mart 1979’u gösterirken, Anadolu’nun yiğitler diyarı Gaziantep, bir kahramanlık destanının sessiz sahnesiydi. O gün şehadet şerbetini içen isim, Türk Milliyetçiliğinin sarsılmaz savunucusu, Ülkücü Şehit Mehmet Ali Boyluğ’dan başkası değildi. O, toprağına, tarihine ve davasına bağlılığın somutlaşmış haliydi.
Gaziantep’te doğmuş, hayatını Kayaönü Mahallesi’nin sokaklarında, alın terinin kutsallığına inanarak geçirmişti. Mehmet Ali Boyluğ, sadece bir davanın erbabı değildi; aynı zamanda iki evladının güven kaynağı, yuvasının direğiydi. Ülkücü İşçiler Derneği’ndeki üyeliği, onun idealini sadece sözde değil, hayatının her anında, bizzat emeğiyle taşıdığını gösteriyordu. O, ailesi ve ülküleri arasında bir denge kurmuş, ancak bu dengeyi korumak için en büyük bedeli ödeyeceği o karanlık günleri bile bile dimdik durmuştu.
KARANLIĞIN PLANLADIĞI PUSU
Mehmet Ali Boyluğ, tıpkı her günkü gibi, sade bir hayatın akışı içinde ilerliyordu. Ancak o dönemin karanlık yüzleri, onun kararlılığından, duruşundan ve adanmışlığından rahatsızdı. Faruk Özdemir ismindeki planlayıcının emriyle, Mahmut Aktaş ve Hıdır Akteke isimli iki militan, bu büyük yüreği susturmak için kalleşçe bir pusu hazırlamışlardı.
Olay günü, Mehmet Ali, yol arkadaşı Fayat Aslandağ ile birlikte kendi aracıyla bir yerden dönmekteydi. Arabanın içinde geçen o son sohbet, geleceğe dair umutları, davanın ağırlığını ya da sadece günlük hayatın küçük detaylarını içeriyordu; o anlar, destanın başlamadan önceki son huzurlu nefesleriydi.
SON NEFESTE YANKILANAN FEDAKÂRLIK
Arkadaşıyla vedalaşma vakti gelmişti. Fayat Aslandağ araçtan inip evine doğru yürüyecekken, Mehmet Ali de arabasını park edecek uygun bir yer arıyordu. Tam o anda, hayatın en olağan anı, tarihin en acımasız sayfasına dönüştü. Pusudaki katillerin namlularından çıkan ateş, sessizliği parçaladı.
Bu, bir saldırıdan öte, bir ideali hedef alan alçakça bir girişimdi.
Ancak bir kahraman, ölümle yüzleşirken bile önce başkasını düşünür. Mehmet Ali Boyluğ, kurşunların kendi bedenine saplandığı o korkunç anda bile, canını hiçe sayarak arkadaşını uyarmıştı. Aldığı yaralarla sarsılırken, son gücünü Fayat’ı korumak için kullandı.
Katiller, hedef şaşırtarak bu kez Fayat’a yöneldiler; Fayat Aslandağ kendini boşluğa atarak hayatta kalmayı başardı, ancak elinden aldığı yara, o karanlık anın ve Mehmet Ali’nin fedakârlığının kalıcı bir nişanesi oldu.
25 MART 1979: EBEDİ ŞEHADET
Ne var ki, Mehmet Ali Boyluğ için geri dönüş yoktu. Vücuduna isabet eden hain kurşunlar, onun yiğit ve adanmış kalbini durdurmuştu. Olay yerinde, park yeri ararken, sadece ailesine dönmek isterken, idealleri uğruna kanını Gaziantep toprağına akıtarak şehit oldu.
25 Mart 1979’da, o sadece bir Ülkücü İşçi değildi; o, dostunu korumak için ölüme yürüyen, ailesinin geleceği uğruna kendini feda eden, ismi milletin hafızasına kahramanlık mührüyle kazınan Mehmet Ali Boyluğ’du. Onun kanı, bir duruşun asla eğilmeyeceğini tüm ülkeye haykıran bir ses oldu.
"BİR KAHRAMAN ASLA KAYBOLMAZ, O SADECE DİRENİŞİN VE ADANMIŞLIĞIN, NESİLLER BOYU SÜRECEK İLK YEMİNİ OLUR."