"Bazı ruhlar, vatanın istikbali için baharı görmeden kışa yürür; onlar onurla toprağa düşen 19 yaşındaki sancağın adıdır."
ADANMIŞ BİR RUH: 19 YIL
Trabzon’un asil topraklarında yeşeren bir fidandı o. Adı Hamit Şahin. Henüz 19 yaşındaydı; hayatın en parlak, en coşkulu döneminde, sıradan bir öğrenciden çok daha fazlasıydı. O, gençliğin yeminine sadık kalmış bir fikrin meşalesiydi. Trabzon’un kalbinde, Arafil Mahallesi’nde ikamet eden bu genç adam, sadece Affan Kitapçıoğlu Lisesi’nin öğrencisi değildi; o, okulunun ülkücü teşkilatının başkanıydı. Her adımında ülkülerinin izini taşıyor, aynı zamanda Büyük Ülkü Derneği yönetim kurulu üyeliği gibi ağır bir sorumluluğu da omuzlarında taşıyordu.
GENÇLİĞİN YEMİNİ
Hamit Şahin’in kısacık ömrü, bir ülküye adanmışlığın en saf haliydi. O, karanlık ideolojilerin genç zihinleri zehirlediği bir çağda, fikir hürriyetinin ve milliyetçiliğin kalesi olmayı seçti. Bu ağır sorumluluk, onu yaşıtlarından ayıran bir kalkan ve aynı zamanda bir hedefti. O, tehlikenin göbeğinde, inandığı değerler uğruna geri adım atmayan kararlı duruşuyla simgeleşmişti.
TRABZON'UN YÜREĞİNDEKİ SANCILI MÜCADELE
Takvimler 1978 yılının 23 Mart gününe akıp giderken, genç bir liderin kaderi de çizilmekteydi. O gün, her zamanki gibi okuldan ayrılıyordu. Okul kapısı, onun için sadece bir çıkış değil, aynı zamanda o dönemde yaşanan ideolojik çatışmanın meydanıydı. Düşüncelerinden korkan, fikirlerinden rahatsız olan komünist militanlar, bu onurlu gencin üzerine bir pusu kurdu.
Hamit Şahin, hainliğin ve kalleşliğin hedefindeydi. Bir öğrencinin taşıdığı en büyük silah olan inancına karşılık, en acımasız darbeyle karşılaştı. Saldırganlar, onu kalbinden değil, hayatının damarlarından vurmak istercesine, defalarca bıçakladı. Karnından ve bacağından aldığı darbeler, vücudundan hayatı çekercesine kan kaybetmesine neden oldu.
SON NEFESE KADAR DİRENİŞ
O karanlık saldırı anı, her şeyi bitirmeye yetmemişti. Hamit Şahin’in direnişi, fiziksel bir mücadeleden çok, ruhi bir adanmışlıktı. Can yoldaşları ve ülküdaşları, onu kanlar içinde topraktan alıp hastaneye yetiştirdiler.
Burada, hastane odasında, 19 yaşındaki bu yiğit, tam iki hafta boyunca hayatla ölüm arasında süren destansı bir savaş verdi. Aşırı kan kaybına, aldığı ağır yaralara rağmen, sadece inancıyla nefes aldı. Her geçen gün, onun ideolojisine olan sarsılmaz bağlılığının kanıtıydı. Ancak bedeni, taşıdığı yükü daha fazla kaldıramadı.
23 Mart 1978’de, Trabzon’da, o iki haftalık kahramanca mücadelenin ardından Hamit Şahin, son nefesini verdi. O, bir öğrenci olarak çıktığı yolda, milliyetçiliğin şehidi olarak ebediyete yürüdü. 19 yıllık kısacık hayatı, inanç uğruna ödenebilecek en yüce bedelin timsali oldu.
"Hamit Şahin artık sadece bir tarih değil, 19 yaşındaki bir sancağın, uğruna can verilen ülkülerin sonsuzluğa çekildiği gündür."