"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; karanlığa karşı tutulan sönmez bir meşale gibi, ardımızdaki yolları aydınlatır."
BÖLÜM I: YÜREĞİ VATAN TOPRAĞINDAN YOĞRULAN ADAM
Samsun’un derinliklerinde, Vezirköprü’nün Sarıalan Köyü’nde kök salmış bir dava adamıydı o: Türk Milliyetçisi, Ülkücü Şehit Necati / Nejat Şen. 46 yıllık ömrüne yalnızca bir ticaret unvanı değil, aynı zamanda çelikten bir adanmışlık sığdırmıştı. O, sadece bir esnaf (kereste ticareti yapan bir zanaatkâr) değildi; o, hem ailesine ekmek götüren hem de milletinin davasını yüreğinde taşıyan, Anadolu’nun sağlam duruşlu bir direğiydi.
BÖLÜM II: OCAĞIN DİREĞİ, ADANMIŞ RUH
Dört mevsimi, dört bir yanı saran topraklarının bereketinde arayan Nejat Şen, geride beş evlat, eşi ve adını yazdığı bir yuva bırakmıştı. 46 yaşında olmak, onun için sadece ömrün yarısı değil, aynı zamanda tecrübenin ve sorumluluğun doruk noktasıydı. O, kerestenin sağlamlığı gibi, karakterini de çetin kılan, yaşamın zorluklarına rağmen inancından taviz vermeyenlerdendi. O’nun için hayat, sadece kazanılan ekmek değil, aynı zamanda uğruna bedel ödenen bir ülküydü.
BÖLÜM III: KARARAN GECENİN ATEŞTEN YOLCULUĞU
Takvimler 23 Mart 1980’i gösteriyordu. Memleketin üzerine çöken gerilim dolu günlerden biriydi. Vezirköprü’nün Kumral Köyü’nden, Türkmen Deresi Köyü’ne doğru zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmışlardı. Yanında sadık yoldaşı İsmail Aslan ve henüz genç bir fidan olan oğlu Selami Şen vardı. Onların ulaşım aracı, o zorlu coğrafyanın yükünü taşıyan bir traktördü. Görevleri, belki de sıradan bir iş teslimatıydı; ancak o karanlık dönemde, doğru bildiğin yolda yürümek bile destansı bir meydan okumaydı. Gece yarısıydı. Zifiri karanlık, yalnızca gökyüzünü değil, o toprakların üzerindeki tehlikeyi de örtüyordu.
BÖLÜM IV: SON NEFES VE KAHRAMANLIK MÜHÜRÜ
O gece, sıradan bir yolculuk, kahramanlık anıtına dönüştü. Nejat Şen ve yoldaşları, Vezirköprü Kumral Köyünden Türkmen Deresi Köyüne giden o meçhul patikada, alçakça bir pusuya düşürüldüler.
O anın dehşeti, o karanlık saldırının nasıl geliştiği belki tarihin sayfalarında tam olarak yazılı değildir; ancak bilinen bir gerçek vardır: Traktör, bir anda kurşunların hedefi oldu. Necati / Nejat Şen’in canı pahasına koruduğu ailesinden bir parça, oğlu Selami Şen, bacağından tam dört kurşunla yaralandı. O karmaşada, o ateş çemberinde, Nejat Şen canından çok oğlunu ve yoldaşını düşünmüş olmalıydı.
Nejat Şen, 23 Mart 1980 gecesi, Samsun topraklarında, o traktörün üzerinde, uğruna yaşadığı değerler için son nefesini verdi. Karanlığa yürümekten çekinmeyen bir Türk milliyetçisi olarak, adını şehitlik makamına yazdırdı. O, sadece pusuya düşürülen bir esnaf değil; hayatı, mesleği ve ailesi arasında kurduğu dengeyi, son nefesiyle vatan davasına adamış bir kahramandı.
"Yollar bittiğinde değil, yürüyenler unutulduğunda biter. Necati / Nejat Şen'in son adımı, 23 Mart 1980’de, milletinin hafızasına silinmez bir destan olarak mühürlendi."