"Bazı yiğitler, adanmışlık yemininin bedelini yolda öderler. Onlar menzile değil, ebediyete yürürler."
YÜREĞİNİN YAZDIĞI KİMLİK
Kırıkkale toprağı, 01 Mart 1945’te bir ruhu bağrına bastı: Osman Bozkır. O, sadece bir doğumu değil, çetin geçecek bir davanın ilk nefesini temsil ediyordu. Kimliği, nüfus cüzdanındaki basit kayıtlardan çok daha derinlere işlenmişti. Hayatının mesleği, ülkesine olan sarsılmaz yemini oldu. Sıradan unvanlar onun azminin gölgesinde kalırken, o, Kırıkkale Ülkücü hareketinin temel taşlarından biri olarak yükseldi; MHP Kırıkkale Eski İlçe Başkanı olarak sancağı yıllarca onurla taşıdı. O, makamların değil, milletin hizmetkârıydı.
ADANMIŞ BİR ÖMRÜN RÜZGARI
Osman Bozkır’ın hayatı, sadece bir biyografi değil, bir adanmışlık destanıydı. O, fırtınalı yılların içinde, inancından zerre taviz vermeden yol gösteren bir rehberdi. Her nefesi, her kararı, ülkücü hareketin geleceğine duyduğu mutlak imanı yansıtıyordu. Onun liderliği, zorlu coğrafyada dik durmanın, geri adım atmamanın sembolüydü. Ve 24 Mart 1979 günü geldiğinde, bu adanmışlık onu, görevini yerine getirdiği son büyük yolculuğa çağırdı.
YOLCULUK: MİLLİ HEYECANIN İZİNDE
O gün, milletin kalbi Samsun’da atıyordu. Başbuğ Alparslan Türkeş’in sesinin yankılanacağı o dev mitinge katılmak, Osman Bozkır ve ülküdaşları için sadece bir görev değil, ruhlarını tazeleyen bir vuslat anıydı. Kırıkkale’den yola çıktılar; kilometrelerce yolu, yorgunluğu hiçe sayarak, inancın ateşiyle aştılar. Miting tamamlandı. Yürekleri milli heyecanla doluydu, yoldaşlık bağları daha da güçlenmişti. Artık sıra, Kırıkkale'ye, kendi yuvalarına dönmekteydi. Yanında, omuz omuza mücadele ettiği, Kırıkkale ÜLKÜ-BİR İlçe Teşkilatı Başkanı Ali Kemal Akçay vardı. İki yiğit, aynı davanın neferi olarak geri dönüyorlardı.
BİR KADER ÇARPMASI
Ancak, kader onlara başka bir menzil çizmişti. Çorum ile Sungurlu arasındaki yolda, o karanlık an geldi. Görevden dönen, milletin geleceğine dair umut taşıyan o araç, ağır bir yük kamyonunun şiddetli çarpışmasıyla sarsıldı. Bu, bir tesadüf değil, davanın gerektirdiği en büyük bedelin aniden istenişiydi. Osman Bozkır, Samsun'daki milli heyecandan henüz soğumuş kalbiyle, yoldaşının yanında, bu destansı yolculukta ebediyete erdi.
SON VUSLAT VE ÖLÜMSÜZLÜK
24 Mart 1979, Türk Milliyetçiliği tarihine, iki büyük liderin sarsılmaz bir kararlılıkla görev başında şehit düştüğü gün olarak yazıldı. Osman Bozkır ve Ali Kemal Akçay, omuz omuza başladıkları mücadeleyi, yine omuz omuza, şahadet mertebesinde tamamladılar. Onun naaşı, Kırıkkale’nin Karacalı Köyü’nde, doğduğu topraklara, ebedi bir huzurla emanet edildi. Geriye, zorlu günlerde dahi davasından dönmeyen, son nefesini bile milletin yolunda veren bir kahramanın aziz hatırası kaldı.
"Onlar yolda düştüler ama yolları asla bitmedi; çünkü her şehit, ardında bıraktığı davayı yeniden dirilten bir meşaledir."