“Bazı hayatlar sadece bir biyografi değildir; onlar, adanmışlığın bedelinin ödendiği, bir milletin ruhuna yazılmış kutsal bir yemindir.”
KİMLİĞİ VE İDEALLERİNİN DOĞUŞU
1956 yılında, Malatya’nın kutlu topraklarında, adı gelecekte fedakârlıkla anılacak bir yiğit dünyaya gözlerini açtı: Aydın Demirkol. O, sadece bir birey değil, Anadolu’nun çelikten iradesini taşıyan bir Türk Milliyetçisiydi. İlk eğitimini Sümer’de aldı, sonra Turan Emeksiz Lisesi'nin sıralarında büyüdü. Aydın Demirkol, gençlik yıllarında sadece zekâsını değil, aynı zamanda bedenini de çelikleştirdi; Türkiye Liselerarası Halter Üçüncülüğü ve Boks Gençler Grup Üçüncülüğü unvanlarını kazanarak, ileride karşılaşacağı zulme karşı koyacak dayanıklılığın temelini atmıştı.
KUTLU MÜCADELE VE OCAK BAŞKANLIĞI
Yüksek öğrenimine önce Diyarbakır Eğitim Enstitüsü'nde başladı, ancak kader onu İstanbul'a, mücadelenin ve fikri derinliğin merkezine taşıdı. İstanbul Fikirtepe Eğitim Enstitüsü'nde yüksek öğrenimine devam ederken, aynı zamanda Kadıköy Ülkü Ocakları Başkanlığı gibi zorlu bir görevin emanetini omuzladı. O, genç idealistlerin yol göstericisiydi; sadece bir lider değil, aynı zamanda Ülkücü teşkilatların vazgeçilmez eğitimcisi ve seminercisiydi. Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü’nden mezun olduğunda, artık sadece bir öğretmen adayı değil, kalemini ve fikrini ülküye adamış, araştırmacı ve yazar kimliğiyle de tanınan bir dava adamıydı. Malatya ÜLKÜ-BİR üyeliği ise, memleketine olan bağlılığının ve hizmet aşkının sarsılmaz bir nişanesiydi.
ONURUN GÖREV YERİ: SÜMER’DE BİR IŞIK
Eğitimini tamamladıktan sonra, ruhunun şekillendiği yere geri döndü. Mezun olduğu Sümer Ortaokulu'nda Matematik Öğretmeni olarak kürsüye çıktı. O, sayıların gizemini çözerken, öğrencilerine aynı zamanda inancın ve duruşun matematiğini öğreten, nesiller yetiştiren bir ışıktı. 1980 darbesinin karanlık gölgesi ülkenin üzerine çökerken, Aydın öğretmen, Malatya’daki görevine sıkı sıkıya tutundu; zira biliyordu ki, o zorlu dönemde en büyük kahramanlık, vatana olan sorumluluktan kaçmamaktı.
ZULMÜN KARA GECESİ: 21 MART 1981
Zulüm devrinin en ağır günleriydi. 21 Mart 1981 gecesi, Malatya üzerindeki karanlık iyice yoğunlaştı. Hiçbir suçu, hiçbir kaçışı olmayan bu yiğit öğretmen, evinden alındı. Polis ve askerler, güya "ifadesine başvurulacağı" gibi alçak bir gerekçeyle kapısını çaldılar. Oysa bu, ifadesine başvurulacak bir sorgulama değil, darbeci katillerin kurduğu bir işkence çemberine çağrıydı. Aydın Demirkol, o gece, bütün inancını ve çelikleşmiş iradesini yanına alarak, geri dönmeyeceğini bilerek o karanlık araca bindi.
SON NEFES VE ÖLÜMSÜZ YEMİN
İşkencehanede geçen o meçhul saatlerde, Aydın Demirkol, zulmün ve şiddetin en ağırına maruz kaldı. Kendi bedenini bile yenerek halter ve boksta dereceler kazanmış olan bu güçlü yapının dahi dayanması imkânsızdı. Darbeci katillerin uyguladığı ağır işkenceler, bedeninde onulmaz yaralar açtı. O, inancından zerre taviz vermedi, ne bir sır verdi ne de bir isim.
Kahramanlık, tam da bu sessizlikte, bu direnişte gizliydi. Bedenini parçalayan işkenceler sonucunda iç kanama geçirdi. 22 Mart 1981 tarihinde, daha fazla dayanamayarak, işkenceden şehit oldu. O karanlık ve acı dolu gecede Malatya'da yalnız değildi; aynı gerekçeyle alınan ülküdaşı Mehmet Kazgan da aynı zalim kaderi paylaşarak, direnişin adını kanlarıyla mühürlemişlerdi.
Aydın Demirkol, 25 yaşında bir matematik öğretmeni, yazar, lider ve sporcu olarak; karanlık bir devirde, inancının bedelini canıyla ödedi. O, bir kayıt değil, bir duruş anıtıdır.
“Bir kahraman, en karanlık gecede bile vicdanın aydınlığını taşır; onun şehadeti ise, bir dönemin zulmünü ebediyen mahkûm eden yankıdır.”