"Bazı ruhlar, bir bayrağın dalgalanması için yaratılmıştır; onlar sadece yaşamaz, bir imanın direği gibi dimdik duruşun timsali olur."
---
İNANÇ VE KİMLİK
O, sadece bir isim değildi; o, toprağına ve inancına adanmışlığın somutlaşmış haliydi. Tarih, 1930 yılını gösterdiğinde Adana topraklarında doğan bu yiğit, hayatı boyunca taşıyacağı kimliği alnına bir nişan gibi kazıdı: Türk Milliyetçisi, Ülkücü Şehit Burhan Uğur Balcı. Onun öyküsü, kuru rakamların değil, zorlu bir dönemin kalbine yazılmış cesaretin destanıdır.
ADANAN BİR ÖMÜR: BIÇAĞIN UCUNDAKİ SORUMLULUK
Burhan Uğur Balcı, yaşamını sadece ülkülerine değil, aynı zamanda ailesine de adamış bir reisti. Evliydi ve omuzlarında, geleceği temsil eden altı evladın sorumluluğunu taşıyordu. Adana’nın Yavuzlar mahallesinde kurduğu yuvasıyla, Orhan Kemal Bulvarı üzerinde açtığı kasap dükkânında, hem ekmeğini kazanıyor hem de duruşundan taviz vermiyordu. Onun mesleği, dürüstlük ve emeğin timsaliydi; elindeki bıçağı sadece eti kesmek için kullanır, fakat duruşuyla tüm zorluklara meydan okurdu. O, sıradan bir esnaf değil, inandığı değerler uğruna yaşamını hiçe sayan sessiz bir kahramandı.
SABAHIN KARANLIK BASKINI
Takvim yaprakları, o karanlık güne, 22 Mart 1980’e ulaştığında, Burhan Uğur Balcı her sabah olduğu gibi işinin başındaydı. O, dükkânını açıp, helal rızkını kazanma mücadelesi verirken; karanlık ideolojinin gölgesi Adana sokaklarını sarmıştı. Adı, duruşu ve inancından başka hiçbir suçu olmayan bu yiğit, sabırla kurulan bir pusunun hedefi oldu. Sabahın henüz aydınlanmamış saatlerinde, vicdanlarını kaybetmiş iki komünist militan, onun ekmek teknesine, onun kutsal sığınağına alçakça bir baskın düzenledi.
ADANANIN SIRTI VE SON NEFES
Orada, kendi dükkânının ortasında, Burhan Uğur Balcı inançlarının bedelini ödedi. Silahların patladığı o anda, omuzlarındaki altı çocuğun hayali, Adana toprağının ağırlığı ve sarsılmaz Türk Milliyetçiliği imanı vardı. O, haksızlığa karşı dimdik duran, tehditlere boyun eğmeyen bir ruhun son kalesini savundu.
İki hain kurşunla yere yığıldığında, sadece bir can değil, bir devrin onuru da şehadet mertebesine yükseldi. Adana, o gün, bir evladını, bir babayı ve bir ülkü devi olan Burhan Uğur Balcı’yı ebediyete uğurladı. Cenazesi, inandığı toprakların kalbine, Adana Asri Mezarlığı’na büyük bir yeminle defnedildi.
---
"Ve o günden sonra, bir kasabın bıçağı değil, bir yiğidin imanı, Adana’nın toprağına kazınan ve nesiller boyu anlatılacak olan en büyük miras oldu."