"Bazı ruhlar vardır ki, vatanın en karanlık gecesinde, ışık olmaya yemin etmiştir; düşman içeriden gelse de, ateşe yürürken dahi sarsılmazlar."
I. YÜREĞİ ELAZIĞ'DAN, DİRENİŞİ ANKARA'DAN
Anadolu coğrafyasının çelikten yoğrulmuş ruhu, o büyük mücadele için Elazığ’da filizlenmişti. O, Mustafa Köseli'ydi. Ancak kader onu, inançları uğruna en çetin savaşı vereceği Ankara'nın merkezine, Bahçelievler 5. sokağa çağırmıştı. Bu sokak, sadece bir adres değil, hakikat ve adalet için mücadele edenlerin sığınağı ve kalesiydi. Tarihler 1980'e yaklaşırken, o sokakta atılan her adım, geleceğe dair bir yemin niteliğindeydi.
II. ADANMIŞLIĞIN PARLAYAN YILDIZI
Mustafa Köseli, mücadelesine adanmışlığın somut timsaliydi. O, kuru bir isim değil, Ülkücü teşkilatın bizzat gözbebeği olarak anılırdı. Onun varlığı, teşkilatın inancını pekiştiren, duruşuyla herkese cesaret aşılayan bir sancaktı. Köseli, savunduğu değerlerin bedelini canıyla ödemeye hazır bir neferdi; bu yüzden o karanlık günlerde bile etrafına ışık saçan, kararlılığın sembolüydü.
III. KARANLIĞIN ZEHİRLİ İTTİFAKI
Ancak bu onurlu duruşun bedeli ağır olacaktı. Vatanın sarsıldığı o kritik dönemde, düşman sadece cephede değildi. Zehirli bir iş birliği, vicdanı körelmiş iki gücü bir araya getirmişti. Akıncılar, kendi saflarından gelmesi beklenen en sinsi darbeyi vurdu; onlar, Mustafa Köseli gibi bir kahramanı gözetleyip takip ederek, devrimci komünist örgüt için hayati istihbaratı sağlamışlardı. Bir Ülküdaşımızın hedef tahtasına konulması, bu alçakça ittifakın en ağır ihanet belgesiydi. O, içeriden gelen ihanet ateşiyle sarılmıştı.
IV. 21 MART: ŞEHADETİN DESTANI
Tarih, 21 Mart 1980'i gösterdiğinde, Ankara bir destanın yazılışına tanıklık etti. Devrimci komünist militanlar, ihanet zincirinin en son halkası olarak Akıncılardan aldıkları kesin bilgi doğrultusunda, bir kahramanın yuvasına saldırdılar. Onlar, Mustafa Köseli’nin yüz yüze cesaretine dayanamadıkları için, karanlık ve kalleş bir eylem seçtiler: Onun kaldığı eve bir bomba attılar.
O an, sadece bir patlama değildi; o, imanın maddeye, inancın haine karşı son direnişiydi. Bombanın dehşet verici tesiriyle, Ülküdaşımız Mustafa Köseli, bedeninin paramparça olmasına rağmen, ruhunu hiçbir zaman teslim etmedi. Fiziksel varlığı yıkılsa da, şehadetiyle sarsılmaz bir onur dersi verdi.
Mustafa Köseli, 21 Mart 1980'de, Ankara'da; hainliğin kurduğu pusuya karşı tek başına dik duran bir yiğit olarak, tarihin kahramanlık defterine adını ebediyen yazdırdı.
"Onun bedeni parçalandı; ama 21 Mart 1980'de Ankara'nın üzerine düşen bu parça, bir milletin kalbine düşen ebedi bir onur, cesaret ve fedakârlık dersi oldu."