"Boyun eğmeyenlerin hikayesi, karanlık çöktüğünde bile sönmeyen bir meşaledir. O meşale, bir esnafın yüreğinde yanıyordu."
MİLLETİN YÜREĞİNDEN KOPAN SES
Anadolu’nun kadim toprağı, Samsun’un Çarşamba’sında filizlenen bir adanmışlık tohumuydu Yaşar Tümay. O, sadece bir isim değil, Türk Milliyetçiliği davasına gönül vermiş, ülküler uğruna yemin etmiş bir ruhtu. Takvimler, onun ölümsüzlük mührünü basacağı o hazin dönemeçte, 14 Haziran 1980’i gösteriyordu. İstanbul, sadece bir şehir değil, onun hak bildiği yolda duruş sergilediği son kalesi olacaktı.
ONURUN TİCARETİ VE SÖZ DİNLEMEYEN YÜREK
Mesleği esnaflıktı. O, sadece bir pastane işletmiyor, Kurtuluş Sefa Meydanı’nın tam ortasında, kendi inancının ve haysiyetinin kalesini inşa ediyordu. Ne var ki, bu meydan, o dönemin en tehlikeli, en zifiri karanlık ideolojilerinin gölgesi altındaydı. Bölge, devrimci solcu-komünist militanların baskısı ve tehdidi ile inim inim inliyordu.
Bu zorba zümre, Yaşar Tümay’dan defalarca, kirli bir düzenin karşılığı olan ‘haraç’ talep etti. Onlar, onun dükkânına sadece para için değil, onurunu satın almak için geldiler. Ancak Yaşar Tümay, bu alçak teklifler karşısında demirden bir irade gösterdi. O, ne bir kuruş verdi, ne de zorbaya boyun eğdi. Esnaflığını sadece ekmek parası kazanma yolu değil, zorbalığa karşı dimdik durma meselesi haline getirmişti. Bu duruşuyla o, karanlığın ortasına çekilmiş bir ‘HAYIR’ çizgisiydi.
SON HÜCUM: YEDİ KARANLIK GÖLGE
Yaşar Tümay’ın tavizsiz duruşu, nefretin en keskin halini üzerine çekti. 14 Haziran 1980 günü, saatler sabah 10.30 civarını gösterdiğinde, yedi kişilik devrimci solcu-komünist militan, pastaneye değil, direkt olarak onun sarsılmaz onuruna saldırmak için harekete geçti. Bu, uyarı atışı değil, bir yok etme girişimiydi.
Dükkâna düzenlenen bombalı baskın, sadece duvarları yıkmakla kalmadı, bir devrin dehşetini de gözler önüne serdi. Yaşar Tümay, o an, geri adım atmadı. Hayatının son saniyelerinde bile, haraç vermeyi reddeden adamın cesareti, dükkânının içinde bir çığlık gibi yankılandı.
EBEDİ MÜHÜR VE YILDIRILAMAYAN RUH
Baskının dehşetiyle, kahraman ülküdaşımız Yaşar Tümay ağır yaralandı. O anın detayları, mücadeleyi anlatan satırlarda kesik kesik kalsa da, fedakarlığının boyutu asla kaybolmaz. O, yedi caninin kurduğu pusuya düştü, ancak teslim olmadı. Bedenen darbe alsa da, ruhu zafer kazandı.
Yaşar Tümay, o karanlık meydanda, zorbalığa karşı durmanın bedelini kanıyla ödedi ve şehitlik mertebesine yükseldi. Onun pastanesi, artık sadece bir ticaret mekânı değil, onurunu koruyanların anıtıydı. O, Samsun’dan çıkıp İstanbul’da, inancından vazgeçmeyişiyle tarihe adını yazdırdı.
"Bazıları bir kurşunla ölmez; onlar, boyun eğmeyi reddettikleri o an, milletin hafızasına bir zafer mührü olarak kazınırlar."