"Kimi zaman bir ömür, yirmi altı bahara sığdırılır. Yüreği adanmışlık ateşiyle yanmış olanlar için mezuniyet diploması değil, uğrunda can verilen toprak en büyük şereftir."
DOĞDUĞU YURT VE YÜKSELEN IŞIK
Tarih, 1976 yılının haziranını gösterirken, ülkenin kaderi genç omuzlarda taşınmaktaydı. Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit İBRAHİM BAŞDEMİR, Yozgat’ın Şefaatli ilçesine bağlı Caferli Köyü'nün bağrından çıkmış bir dava eriydi. O, sadece 26 yaşındaydı.
Ankara’da yakaladığı akademik başarı, onun geleceğe dair hayallerinin büyüklüğünü kanıtlıyordu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni dönem ikincisi olarak bitirmişti. Parlak bir mesleki kariyer onu beklerken, o, kendini fikri bir mücadeleye adamıştı. Mesleği gereği öğrenciydi; duruşu gereği ise bir liderdi.
ANKARA'DAN YOZGAT'A UZANAN ADANMIŞLIK
İbrahim Başdemir, sadece ders kitaplarında değil, teşkilatın kalbinde de görev üstlenmişti. O, Ankara Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı olarak, gençliğin ruhunu birleştiren bir komutan edasıyla çalışıyordu.
Onun adanmışlığı, aynı ideale bağlı olduğu yoldaşlarıyla pekişmişti. O, 21 Kasım 1978'de Ankara'da şehit edilecek olan Necip ALTINOK'un da yakın arkadaşıydı. Bu iki genç ruhun kaderi, vatan sevgisinin bedelini ödemek üzere çoktan yazılmıştı.
Okulunu şerefle tamamladıktan sonra, bir öğrencinin yorgunluk molası için değil, bir kahramanın kısa bir sükûnet için memleketi Yozgat Şefaatli'ye, ailesinin yanına gitmişti. Bu dönüş, onun sıla özlemini dindiren son yolculuk olacaktı.
08 HAZİRAN 1976: KARANLIK PUSU
08 Haziran 1976 günü, Şefaatli merkezde, huzurlu bir yaz tatilinin ortasında, iki arkadaşıyla birlikte gezinirken, kaderi onu bekliyordu. İdeolojik kinin gölgesi, gençliğin üzerine bir pusu olarak çöktü.
CHP gençlik kolları üyesi olan dört militan, ellerinde bıçaklarla, karanlık bir saldırı başlattılar. Bu, bir çatışma değil, bir davanın temsilcisine karşı kurulmuş, alçakça bir suikast girişimiydi. İbrahim Başdemir, kendisinden kat kat fazla olan düşmana karşı dimdik durdu. Cesaretin bıçak darbeleriyle sınandığı bu vahşi saldırıda, vücudunun çeşitli yerlerine aldığı yaralarla yere yığıldı. Yanında bulunan iki arkadaşı da hain saldırıdan payını almış ve yaralanmıştı.
SON NEFES VE EŞİĞİN ÖTESİ
Ağır yaralıydı. Hayata tutunması için atılan son çaresiz adımlarla hastaneye doğru götürülmek istendi. Fakat davanın ateşiyle yanmış olan o genç ruh, vücuduna saplanan bıçak darbelerinin açtığı yaraları kaldıramadı.
Yozgat toprakları, onun kanıyla sulanırken, İbrahim Başdemir, şehadete giden o kutsal yolda, hastaneye ulaşamadan son nefesini verdi. 26 yaşındaki bu idealist Türk milliyetçisi, üniversiteyi ikincilikle bitirmiş parlak zeka, mezuniyetinden hemen sonra canını feda ederek, bir destanın ebedi kahramanı oldu.
Cenazesi, doğduğu ve uğruna canını verdiği topraklara, memleketine; Şefaatli’ye emanet edildi.
"O, sadece yolda değil, bir idealin uğruna kanıyla ıslattığı her karış toprakta ebediyen genç kalacaktır. 08 Haziran 1976, sadece bir ölüm tarihi değil, bir destanın başlangıcıdır."