"Bazı ömürler kısadır; ancak taşıdıkları sancağın gölgesi sonsuzluğa düşer."
I. YÜREĞİNE TAŞIDIĞI SANCAK
Nevşehir’in kadim toprağı, Kozaklı ilçesinin Hızıruşağı köyünden doğan bu fidanın adı Hanefi Bender’di. O, on altı bahar görmüş, henüz hayatının eşiğinde duran bir öğrenciydi. Fakat yaşı küçüktü; duruşu ise koca bir dağ gibi sarsılmazdı. Ankara’nın Mamak semtinde ikamet ediyor, Mamak Lisesi sıralarında sadece ders kitaplarını değil, aynı zamanda ülkücü ruhun ve Türk Milliyetçiliğinin sancağını taşıyordu. Henüz gençliğinin baharında olmasına rağmen, ülkesi üzerindeki karanlık gölgeye karşı duruşu, O’nu kuru bir isim olmaktan çıkarıp, adanmışlığın sembolü haline getirmişti.
II. ANKARA'NIN KARANLIK EŞİĞİNDE
Takvimler 27 Nisan 1978’i gösterdiğinde, Ankara sokakları keskin ideolojik çatışmaların gölgesi altındaydı. Hanefi Bender, Mamak Lisesi'nde sadece bir öğrenci değildi; O, inançlarının bedelini ödemeye hazır bir neferdi. Bir komutanın kararlılığıyla, omuzlarında taşıdığı yüksek değerler uğruna mücadele eden bu 16 yaşındaki kahraman, okul yolunu bir cephe hattı olarak görüyordu.
III. SON DERS ZİLİ VE VEDA
O gün, ders zili sadece bir bitişi değil, bir pusunun başlangıcını çaldı. Okul çıkışında, gençlik heveslerinden uzak, karanlık bir gaye taşıyan komünist militanlar, silahsız bir öğrenciyi hedef aldı. Bu, sırtını dönüp kaçan birinin hikayesi değildi; bu, inancı uğruna tehdidin üzerine yürüyen bir yiğidin son anlarıydı.
Hanefi Bender, bir cenk meydanında değil, okul çıkışında, vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden kurşunlarla ağır yaralandı. Kurşunlar, sadece O’nun bedenine değil, bir milletin yüreğine sıkılmıştı.
O an, Hanefi Bender’in direnişi başladı. Ağır yaralı halde, hayata tutunmaya çalışırken, yaraları bile O’nun sarsılmaz ruhunun bir nişanıydı. Hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken, Ankara’nın o karanlık yolunda, nefesi kesildi. Bir fidan, toprağa düşmeden hemen önce, son nefesiyle vatanına veda etti. O, 27 Nisan 1978 günü, henüz 16 yaşındayken, öğrencilik onuruyla Şehadet mertebesine erişti.
IV. EMANETİN GERİ DÖNÜŞÜ
Hayatını Ankara’da ortaya koyan bu genç kahraman, son yolculuğunda Nevşehir’e geri döndü. Şehadet sancağı, O’nun doğduğu toprağa, Kozaklı İlçesi Hızıruşağı köyüne taşındı.
Hanefi Bender’in bedeni o köy toprağına emanet edildiğinde, O artık sadece bir öğrenci değil, Türkiye Milliyetçiliği davasının kısa ömrüne sığdırdığı büyük fedakarlığın ebedi bir timsali olmuştu. On altı yıllık bir ömür, cesaretin ve adanmışlığın en yüksek zirvesinde taçlanmıştı.
"O artık sadece bir mezar taşı değil, bir milletin sarsılmaz duruşunun ve gençliğin ölümsüz yeminidir."