"Bazı hayatlar kısa bir alevdir; ancak yaktığı ışık, bir milletin geleceğini aydınlatır."
YÜREĞİNDEKİ MİLLİYET
O, sadece bir esnaf değildi; o, henüz 19 yaşında, davasına adanmış bir Türk Milliyetçisiydi. Adı Burhan Alkoç. Henüz dünyaya getirdiği renkleri tam olarak görmeye fırsat bulamadan, yüreğindeki sarsılmaz inanç uğruna, Ankara’nın soğuk 27 Nisan 1979 sabahında ebediyete yürüdü. Burhan, hayatını, sıradan bir gencin geleceğe dair kurduğu tüm hayallerin önüne koyan, ülküye bağlılığın ete kemiğe bürünmüş haliydi.
19 YAŞINDAKİ NÖBET
Görev yeri, Ankara Yenimahalle Karşıyaka’da, 9. Sokak'taki bir kitapevi, kırtasiye ve gazete bayisiydi. Bu dükkân, onun için sadece ekmek teknesi değil, aynı zamanda düşüncelerini yaşattığı bir cepheydi. Bir esnaf olarak çalışıyordu; kitapların, haberlerin ve kalemlerin arasında, hayatın tam kalbinde. 19’luk yaşı, ona hem saflığı hem de inancın gerektirdiği o büyük cesareti bahşetmişti. Her gün kepengi açarken, sadece ticarete değil, davasına da sahip çıkıyordu.
GÖREV VE DURUŞ
O gün, o dükkânın duvarları, sadece tuğla ve harçtan ibaret değildi; aynı zamanda ideolojik bir savaşın da hedefiydi. O sabah, çalıştığı iş yerinin dış cephesine zorla asılan 1 Mayıs afişleri, Burhan için sadece temizlenmesi gereken kâğıt parçaları değildi; bunlar, inandığı değerlere yapılan bir meydan okumaydı. Geri adım atmayı veya görmezden gelmeyi reddetti. İş yeri sahibi Yusuf Akyıldız ile birlikte, sessizliğin ve korkunun hüküm sürdüğü bir ortamda, onurunu ve dükkânının saflığını korumak için o afişleri temizlemeye başladı. Bu eylem, bir temizlikten öte, bir duruş beyanıydı.
SON SABAHTA YÜKSELEN CESARET
27 Nisan 1979 sabahı, Burhan’ın hayatının en kritik anı oldu. O, elinde kazıma aletleriyle, inancının mücadelesini verirken, gölgelerden nefret fışkırdı. Gazete bayiliğine yaklaşan iki maskeli komünist militan, barışçıl bir eylemi kana bulamak için gelmişlerdi. Onlar, duvarları kirletmek isterken, Burhan ve Yusuf Akyıldız, o duvarları temizleme pahasına hayatlarını ortaya koydular.
O an, bir esnafın son adımı değil, bir kahramanın ateş çemberine gönüllü yürüyüşüydü. Gözleri kapalı, elleri tetikte gelen düşman karşısında, Burhan’ın silahsız cesareti, maskenin arkasındaki şiddetten çok daha büyüktü.
ANKARA'DA SON NEFES
Korkakça ve ansızın patlayan kurşunlar, Ankara’nın 9. Sokağı’nda yankılandı. Burhan Alkoç, henüz 19 yaşındayken, çalıştığı iş yerinin duvarlarını temizlerken, inancının bedelini canıyla ödedi. O, sadece Yusuf Akyıldız ile birlikte kurşunlanarak şehit edilmedi; o, idealinin saflığını, gençliğinin baharında, kanıyla mühürledi. 27 Nisan 1979, Türk Milliyetçiliği davasının şahit olduğu bir fedakârlık ve Ankara’nın, 19 yaşındaki bir yiğidine son kez ev sahipliği yaptığı o karanlık gündü.
"O, sadece bir dükkânın duvarını temizlemiyordu; inancının sınırlarını çiziyordu. Kurşun bedene değdi, ama ülküye asla."