"Her destan, sıradan bir hayatın, uğruna ödenen en yüksek bedelle ölümsüzlüğe yazılmasıyla başlar."
KİMLİĞİ VE BİR YUVA SICAKLIĞI
O, Ankara’nın kadim topraklarında, Kazan’ın yüreğinde yeşermişti. Adı Satılmış Yalçın’dı; hayatı boyunca hiçbir değeri satmayacak olan bir adamın adı. Mesleği esnaflıktı; elleri ustaydı, makası sadece saçları değil, geleceği de şekillendiriyordu. Ankara’nın Keçiören ilçesinde, Etlik semtinin Ayvalı mahallesinde kurmuştu yuvasını. Yirmi sekiz bahar görmüş, evlat hasreti çekmiş, bir çocuğun gülüşüyle zenginleşmiş, eşinin sevgisiyle güçlenmişti. O, sadece bir berber değil, ailesinin kalesi ve mahallesinin güvenilir yüzüydü.
ANKARA'NIN YİĞİT EVLADI VE ADANMIŞ DURUŞU
Ancak o çalkantılı yıllarda, sadece evinin huzuru yetmezdi. Satılmış Yalçın, ruhunu ve davasını "Türk Milliyetçisi" ve "Ülkücü" kimliğinde buldu. Onun için bu bir etiket değil, hayatının pusulasıydı. Berber dükkânı, sadece saç kesilen bir yer değil, aynı zamanda milli şuurun ve imanın korunduğu sessiz bir karargâhtı. O, vatanın üzerindeki karanlık bulutları dağıtmak için yüreğini ortaya koymuştu; tehlike kapıyı çalsa bile geri adım atmayacağını bilerek.
O KARANLIK NİSAN VE TEHLİKENİN GÖLGESİ
Tarih, 25 Nisan 1980’i gösteriyordu. Ankara’nın sokakları kan ve korku ile yıkanıyordu; ideolojik çatışmaların gölgesi her an herkesin üzerine düşebilirdi. Satılmış Yalçın ve onun gibi yurdu için endişe duyan ülküdaşları, o günlerde her nefesin son nefes olabileceği bilinciyle yaşıyorlardı. O gün, Ayvalı mahallesi, hainliğin ve kalleşliğin hedefi haline geldi. Gecenin karanlığını yırtan çığlıklar ve silah sesleri, bir baskının başladığını ilan ediyordu.
AYVALI'DAKİ SON NÖBET VE KARDEŞLİK KAZANI
Komünist militanlar, Ayvalı’ya sadece yıkım getirmek için gelmişlerdi. Ancak karşılarında sadece tek bir adam değil, davalarına adanmış bir avuç kahraman buldular. Manav Tahsin Keskiner, Terzi Alaattin Ünlüsoy, genç berber çırağı Fahrettin Yücesan ve fedakâr esnaf Satılmış Yalçın; farklı mesleklerden olsalar da, aynı ülküde birleşmişlerdi. Gözlerini kararlılıkla, karanlığın üzerine diktiler.
O an, tarihin en hüzünlü ve en destansı anlarından biriydi. Kurşunlar, esnafın el emeğini, yuvada bekleyen babanın umudunu hedef aldı. Satılmış Yalçın, ailesine kavuşamasa da, vatanının geleceğine kavuşmayı seçerek, düşmanın karşısına dikildi. O saldırıda, hayatı pahasına bu duruşu sergileyen dört Ülküdaş, bir mahallenin bekçiliğini yaparken şehadet şerbetini içti. İki ülküdaşımız ise ağır yaralar alarak o günkü mücadelenin ve fedakârlığın kanlı şahitleri oldu.
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN MÜHRÜ VE DESTAN
28 yaşında, bir çocuğa yetimliği miras bırakan bu yiğit esnaf, adını tarihe sadece bir tarih ve yer bilgisi olarak değil, cesaretin ta kendisi olarak yazdırdı. Satılmış Yalçın, berber dükkânının sadeliğini bırakıp, milletinin kalbinde ebedi bir taht kurdu. Onlar, Ayvalı’da, esnafın vicdanının ve Türk milliyetçiliğinin kalesini kanlarıyla mühürleyen isimsiz kahramanlardı. Onların düşüşü, aslında bir milletin dirilişi oldu.
"Unutmayın, bazıları ölüme yürürken bile, arkalarında bıraktıkları tek şey gözyaşı değil; nesilden nesile aktarılacak, sarsılmaz bir onur mirasıdır."