“Bazı insanlar vardır; inandıkları yola sırtlarını dönmedikleri için değil, hayatlarını o yola mühürledikleri için hedef seçilirler. Cuma Şahin, adanmışlığın destansı adıdır.”
HİLALİN GÖLGESİNDE BİR ZANATKÂR
Gaziantep, kahramanlık kokan toprakların sarsılmaz bir evladı olan Cuma Şahin’i yetiştirmişti. 1980 yılının o kasvetli baharına dek süren 33 yıllık ömrü, bir zenatkârın ustalığı ve bir ülkücünün kararlılığı arasında dokunmuştu. Evliydi; ailesine karşı sorumluluğu ne kadar büyükse, milletine karşı olan yemini de o denli derindi. Ellerini, Masseyf-Ferguson servisinin çarkları arasında emeğiyle kirletirken, zihnini Türk Milliyetçiliği davasının en yüksek idealleriyle aydınlatıyordu. O, sadece makine tamir eden bir usta değil, Gaziantep Milliyetçi Hareket Partisi İl Yönetimi’nde görev alan, davasının köklerini sağlamlaştıran bir mimardı.
MÜCADELE YILLARI VE KARANLIĞIN HEDEFİ
Tarih 1980’i gösterdiğinde, Türkiye bir ateş çemberi içindeydi. Gözünü kırpmadan ülküdaşlarını hedef alan Apocuların (PKK) gölgesi şehirlerin üzerine düşüyordu. Cuma Şahin, bu karanlığın tam ortasında, doğru bildiği yoldan sapmayı reddeden bir kale gibi duruyordu. Duruşuyla, cesaretiyle ve teşkilattaki aktif rolüyle, ne pahasına olursa olsun teslim olmayacağını ilan etmişti. Bu sarsılmaz irade, onu şer odaklarının en görünür hedefi haline getirdi.
KAÇINILMAZ TAKİP VE SON USTALIK
Fedakârlık, çoğu zaman kişinin en savunmasız olduğu yerde sınanır. Apocuların sorumlusu İsmet Doğru, Gaziantep’in yürekli evladının susturulması için talimat vermişti. Cuma Şahin, ailesinin ekmeğini kazandığı, emeğiyle ruhunu kattığı dükkanında, yani mesaisinde takip altındaydı. Hainler, Mustafa Yönden’in gözcülüğü ve Mustafa Ömürcan’ın tetikçiliği ile dükkanı tespit ettiler. Bu alçak plan, sadece bir cinayet değil, Cuma Şahin’in temsil ettiği tüm değerlere karşı yapılmış bir kalkışmaydı. O, tehlikenin farkındaydı, izlendiğini biliyordu; ama bir kahraman asla mevziisini terk etmezdi. O gün, tamirhanesi onun son kalesi, son direniş noktası oldu.
21 NİSAN 1980: EBEDİ YÜKSELİŞ
21 Nisan 1980 Pazartesi günü, vatan toprağı büyük bir fedakârlığa şahit oldu. Mustafa Ömürcan, en alçakça saldırıyı gerçekleştirmek üzere Cuma Şahin’in çalıştığı mekana girdi. Kalbi, vatan aşkıyla atan Cuma Şahin’e, tamirhanesinin ortasında, dürüstlüğün ve adanmışlığın en yüksek bedeli ödetildi. Tetiğin sesi, sadece bir hayatı bitirmedi; bir dönemin acımasızlığını ve bir kahramanın mutlak teslimiyetini ilan etti. Beyni parçalanarak şehit oldu; bu, sadece fiziksel bir yıkım değil, davasına olan zihninin ve fikrinin sonsuza dek mühürlenmesiydi. O günden sonra Cuma Şahin, Gaziantep’in direniş ruhunun unutulmaz meşalesi olarak tarihin destan sayfalarına kazındı.
“Şehit Cuma Şahin, bedeni bir mermiyle susturulmuş olsa da, bıraktığı inanç, 44 yıl sonra bile zalimin uykusunu kaçıran bir nida olarak yankılanmaktadır.”