"Bazı insanlar sadece yaşamaz, onlar vatanın kader çizgisinde birer mühürdür. O mührün kanla atıldığı gün, adalet gök kubbeye haykırılır."
KÖKLERİ VE KAHRAMANIN KİMLİĞİ
O, bir düşün taşıyıcısıydı; yurdu ve milleti uğruna sarsılmaz bir yeminin adıydı. Adı, Ahmet Güzelsoy. Bedenini yirmi birinci asrın fırtınalarına siper etmiş bir Türk Milliyetçisi, bir Ülkücü Şehitti. Onun özü, Anadolu’nun en derinliklerinden, Erzincan’ın çelik gibi sağlam toprağından, Kemaliye’ye bağlı Yıldızlı Köyü’nden geliyordu. O, köklerinin inancını göğsünde taşıyarak büyüdü ve 31 yıllık kısa ömrünün her anını adanmışlığa dönüştürdü.
ANKARA’DA YAKILAN IŞIK
Ahmet Güzelsoy, sadece bir idealist değildi; o, hayatını idamesi için mücadele eden, toprağa basan, milletinin ekmeğini kazanırken ruhunu doyuran bir esnaftı. Ankara’nın Mamak semtinde, Saimekadın Mahallesi’nde, bıçağının namusuna ve sözünün erliğine güvenen bir kasaptı. Onun dükkanı, sadece etin ve rızkın değil, aynı zamanda ülkülerin sessizce yaşatıldığı bir karargahtı. 1980 yılının o kasvetli günlerinde, 31 yaşın verdiği tüm enerji ve cesaretle, dükkanının eşiğini vatanın bir hududu bilerek yaşıyordu. Onun varlığı, ideolojik karanlığın Mamak sokaklarına sızmasını engellemeye çalışan bir ışıktı.
21 NİSAN 1980: O KARANLIK SABAHIN VURULAN YÜREĞİ
Tarih, 21 Nisan 1980’i gösteriyordu. Sabah saat 10.00 sularında, hayatın olağan akışı aniden kesildi. Bu kahraman esnaf, her günkü mesaisini yaparken, sahip olduğu inançların bedelini ödemeye çağıran alçak bir pusu ile yüzleşti. Karanlık ideolojinin kin ve nefretle bilenmiş elleri, onun dükkanına baskın düzenledi.
Üç komünist militan, silahsız ve hayatını bileğiyle kazanan Ahmet Güzelsoy’un karşısına dikildi. Bu bir çatışma değil, bir infazdı. Ahmet Güzelsoy, dükkanının kutsal eşiğinde, adanmışlığın bedelini öderken dahi, geri adım atmadı. Hayata ve millete dair son sözleri neydi bilinmez; ama o, inandığı değerler uğruna kurşunların hedefine yürüyerek, ruhunu şanlı bir direnişe dönüştürdü.
EŞSİZ VEDA VE EBEDİ İSTİRAHAT
Saatler 10.00’ı vurduğunda, Ankara bir evladını daha sessizce toprağa verdi. Mamak’taki o küçük dükkan, Türk milliyetçiliğinin fedakârlık destanına yazılmış acı bir sayfa oldu. O, bedenini hürriyetin tapınağına kurban edenlerin safına katıldı.
Ahmet Güzelsoy, bir esnaf olarak yaşadı ama bir kahraman olarak ebediyete intikal etti. Kutsal emaneti, Ankara’nın hüzünlü ve vakur toprağı olan Karşıyaka Mezarlığı’nda, millete adanmış diğer yiğitlerin yanına tevdi edildi. 31 yıllık ömrü, bir milletin vicdanında sonsuzluğa uzanan bir köprü kurdu.
"O, etiyle ekmeğiyle beslediği milleti için, 31 yıllık ömrünü bir anda feda etmiştir. Şehitler ölmez, sadece isimleri yüreklerdeki destanlara kazınır; Ahmet Güzelsoy da o destanın kanla yazılmış adıdır."