"Bazı hayatlar kısa sürer, ama taşıdıkları onur, çağlar boyu sürecek bir destandır."
GENÇLİĞİN TAAHHÜDÜ
Adı, Dursun İbrahim Aslan. O, tarihin en çalkantılı dönemlerinden birinde, 1980 yılının karanlık eşiğinde, adanmışlığın sembolü olmaya yazılmıştı. Daha çocukluktan yeni çıkmış, Samsun'un Canik İlçesi Alibeyli Köyü’nün temiz toprağında filizlenmiş bir Türk Milliyetçisi, bir Ülkücüydü. Hayat yolculuğunun henüz başındaydı; 15 yaşındaydı ve alnının teriyle geçinen bir işçiydi; hayatın zorluklarına garsonluk yaparak göğüs geriyordu. Henüz fidan denecek yaşta olmasına rağmen, yüreği çelikten bir inançla doluydu. O, inandığı değerler uğruna, cüssesinden büyük bir yükü omuzlamıştı.
ALNINDAKİ IŞIK VE KARANLIK KUCAĞI
Takvimler, 20 Nisan 1980’i gösterdiğinde, Anadolu coğrafyası kör bir şiddetin pençesindeydi. Dursun İbrahim Aslan’ın hayatı, o gün, bir gençlik hikayesi olmaktan çıkıp, milletinin hafızasına kazınacak bir fedakarlık abidesine dönüştü. O gün, gençliğin masumiyetini ve azmini temsil eden bu yiğit, zalimliğin hedefi oldu.
BİR AKŞAM VAKTİ, GÖZÜ DÖNMÜŞ HAİN ELLER
Yaşananlar, sıradan bir cinayet değil, bir inanca ve duruşa karşı işlenmiş hain bir pusu idi. Akşam üzeri, henüz günün yorgunluğunu atmaya hazırlanırken, kader onu bekliyordu. Gözü dönmüş, ruhları kinle kararmış devrimci komünist militanlar tarafından vahşice kaçırıldı. Bu eylemin tek bir amacı vardı: 15 yaşındaki bir gencin dahi taşıdığı millî ruhu susturmak. Ancak ne var ki, Dursun İbrahim Aslan’ın kararlılığı, bu karanlık eylemi bir teslimiyete değil, bir direniş destanına çevirecekti.
İLKADIM'DA SON DÜELLO
Kahramanımızın son adımı, Samsun’un Merkez İlçesinde bulunan İlkadım Anadolu Lisesi’nin bahçesinde atıldı. İnsanlıktan nasibini almamış militanların tam ortasında, yalnız ve silahsızdı. Ancak inancıyla silahlanmış bir kalbi vardı. O karanlık bahçe, genç bir yiğidin imtihan alanı oldu. O acımasız ve korkak eller, gencecik bedene kurşun yağdırdı.
Dursun İbrahim Aslan ağır yaralanmıştı. O an, bir ülkü uğruna canını feda eden 15 yaşındaki bir kahramanın son nefesi, geleceğe atılmış bir haykırıştı.
EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ
Ağır yaralı halde kaldırıldığı Devlet Hastanesi’nde, doktorların tüm çabasına rağmen bu genç hayat kurtarılamadı. Dursun İbrahim Aslan, 20 Nisan 1980 günü, vatan ve inanç yolunda şehitlik mertebesine erişti. O artık, Samsun’un sokağında koşan bir garson değil, milliyetçi hareketin sonsuza dek anılacak onurlu bir adıydı.
Naaşı, büyüdüğü toprağa, Samsun-Canik Alibeyli Köyü’ne omuzlarda taşındı. Onurlu ve destansı bir ölümle köyüne geri dönen Dursun İbrahim Aslan, sadece toprağa değil, milletinin vicdanına da gömüldü.
"O, 15 yaşında bir yiğit olarak, inancının bedelini ödedi ve ebediyete adını kanıyla yazdırdı."