"Bazı yiğitler doğdukları yeri değil, uğruna can verdikleri davanın sancağını vatan bilirler; Şerif Neidim de onlardandı."
KİMLİĞİ VE İLK NEFES
O, Sivas’ın yiğit toprağı Koyunhisar’dan kopup gelmiş bir neferdi. Henüz 24 bahar görmüş, fakat ruhu asırlık bir dava aşkıyla dopdoluydu. Gençliğini İstanbul’un kalabalığında, Şişli ilçesine bağlı Gültepe Yahya Kemal mahallesinde yeşertmişti. Şerif Neidim, sadece ikamet eden bir genç değil, Türk Milliyetçiliği idealinin ateşten çemberine gönüllü girmiş bir Ülkücüydü. Gençliğin en güzel yıllarını, adanmışlığın en çetin görevine vakfetmişti.
GÜLTEPE'NİN YÜREĞİ
Şerif Neidim’in sırtındaki yük, bir önderin sorumluluğuydu. O, İstanbul ÜOD'nin Gültepe Bölge başkanıydı. Bu görev, 1978 Türkiye'sinin çalkantılı atmosferinde, rahat bir makam değil, her an üzerine yürüyen bir tehlikenin tam ortasıydı. O, bulunduğu bölgede davasının bayrağını en yükseğe çekmek için mücadele ediyor, karanlığa karşı ışığı temsil ediyordu.
HEDEF TAHTASI: BİR YİĞİDİN ADANMIŞLIĞI
Duruşu net, kararlılığı kesindi. Geri adım atmayı reddettiği, davasından zerre taviz vermediği için, faaliyetleri onu kaçınılmaz bir hedefe dönüştürmüştü. Bütün komünist fraksiyonların nefretini ve korkusunu üzerine çekmişti. Şerif Neidim, tehlikenin boyutunu biliyordu; her sokağa adım attığında bir pusuya yürüdüğünün farkındaydı. Ancak o, vatan ve millet sevgisinin erdemiyle kuşanmış, canını hiçe sayarak tehlikenin merkezinde kalmayı bir kahramanlık yemini saymıştı.
SON GÖREV VE O KARANLIK GÜN
Takvimler 20 Nisan 1978 Perşembe gününü gösterdiğinde, Şerif Neidim son büyük görevine çıktı. Öğle saatlerinde, lideri olduğu bölgede, bir grup arkadaşı ile birlikte esnafı dolaşıyor, hayatın nabzını tutuyor, davasının sesini taşıyordu. Bu eylem, onun için sadece rutin bir gezi değil, halkın arasında, korkusuzca durmanın bir göstergesiydi.
Ne var ki, karanlık güçler o gün pusudaydı. Tam bu adanmışlık anında, Gültepe sokakları hain bir ihanete tanıklık etti. Gözü dönmüş komünist bir militan, arkadan kurduğu kalleş bir saldırıyla tetiği çekti. 24 yaşındaki bu cesur yürek, davasının sancağını taşırken, bir anlık silahlı saldırı sonucu vurularak yere düştü ve şehitlik mertebesine yükseldi.
ŞEHADET VE SONSUZ YOLCULUK
Şerif Neidim, yirmi dört yıllık kısa ömrünü, inandığı değerler uğruna büyük bir fedakârlıkla taçlandırarak sonlandırdı. O gün, İstanbul bir liderini, dava ise çelikleşmiş bir azmini kaybetmişti. Arkasında bıraktığı tek miras, canıyla ödediği eşsiz cesaretin destanı oldu. Şehidimizin aziz naaşı, vefa borcuyla Zincirlikuyu Mezarlığı’nın kutsal toprağına, sonsuz istirahatgâhına tevdi edildi.
"Bazı isimler sadece biyografilerde kalmaz; bir milletin vicdanında Şerif Neidim gibi, daima bir yiğitlik yemini olarak fısıldanır."