"Bazı hayatlar, sadece yaşadıkları süreyle değil, uğruna ölmeyi seçtikleri değerlerle ölçülür. Burhan Kaya Mutlu’nun destanı da budur."
İDEALLERE ADANMIŞ BİR RUH: KİMLİĞİ VE İDEALİST DURUŞU
O, sadece bir isim değildi; o, 1980 yılının çalkantılı rüzgârlarında Türk Milliyetçiliği’nin sarsılmaz kalesiydi. Sivas’ın yiğit toprağı Suşehri’nde doğan ve kalbine ülkü ateşini koyan BURHAN KAYA MUTLU, İstanbul’un karmaşık sokaklarında bile davasından dönmeyen bir neferdi. O, hayatını mesleğiyle onurlandıran, ama varlığını büyük bir ülküye adamış 35 yaşında bir kahramandı.
ALIN TERİ VE AİLE OCAĞI
Haznedar’ın İlkyuva Sokağı, onun dürüst alın teriyle kazanç sağladığı, hayatı anlamlandıran dükkanına ev sahipliği yapıyordu. O bir tabelacıydı; bu fani dünyada geçici yazılar yazsa da, zihninde ve yüreğinde vatan aşkının silinmez manifestosunu taşıyordu.
En büyük serveti, evinde filizlenen o dört yaşındaki masumiyetti. Dört yaşındaki kızına gururla bakmak, eşine verdiği sözlere sadık kalmak ve davasına olan bağlılığı, onun her gün güneşe karşı duruşunun sebebiydi. O, ailesi için yaşayan, ancak milletinin geleceği için nöbet tutan bir adamdı.
O KARANLIK NİSAN GÜNÜ
Takvimler 09 NİSAN 1980’i gösterdiğinde, İstanbul’un üzerine hain bir gölge çöktü. Ülkücü Şehit Burhan Kaya Mutlu, her zamanki gibi dükkanında, emeğinin ve ideallerinin ortasındaydı. Ancak karanlık güçler, namluyu doğrultarak, sözü bitirip şiddeti başlatmaya gelmişlerdi.
Devrimci solcu-komünist militanlar, dükkanına silahlı bir baskın düzenledi. Bu, sadece bir dükkana yapılan bir saldırı değil, bir inanışa, bir duruşa, bir varoluş kavgasına yapılan alçakça bir suikast girişimiydi. O, tabelacı dükkanında değil, inancının en ön cephesinde yakalanmıştı.
BİLDİRİLEN İNTİKAM VE SON NEFESİN YÜKSEK SESİ
Militanlar, bir kahramanın hayatını söndürdükten sonra, bu hain eylemlerinin sebebini açığa vuran, alçak bir not bıraktılar: “Eskişehir olaylarının intikamını alıyoruz.”
Onlar, bu fedakarlığı basit bir hesaplaşmaya indirgemek istediler; ancak bilemediler ki, Burhan Kaya Mutlu’nun şehadeti, kuru bir intikamın sonucu değil, vatanı için ödenen yüksek bedelin en parlak mührüydü.
Kaçıp gittiler; geride bıraktıkları ise sadece bir şehit naaşı değil, davasına adanmışlığın ve ihanete karşı dimdik duruşun ebedi bir anıtıydı. O, tabelacı dükkanının ortasında, 35 yıllık şerefli hayatını, dört yaşındaki kızına bırakabileceği en büyük miras olan kahramanlıkla mühürledi.
ŞEHADETİNİN YANKISI
Burhan Kaya Mutlu, 09 NİSAN 1980’de İSTANBUL’da şehit edilerek, milliyetçilik tarihinin hafızasına silinmez bir iz bıraktı. O, hayatını adadığı ülkü uğruna can veren, davasına sonuna kadar sadık kalan bir babaydı, bir ülküdaştı, bir şehitti.
O bir tabelacıydı, ama ardında bıraktığı en büyük yazı, vatan sevgisinin silinmez harflerle yazılmış manifestosuydu.
"Bir yiğit düşebilir, ama onun uğruna can verdiği idealler, rüzgârın taşıdığı tohumlar gibi binlerce yürekte yeniden yeşerir. Şehit Burhan Kaya Mutlu’nun duruşu, işte bu ebedi yemindir."