"Adı yazılırken dahi titreyen bir kalp bıraktı geride. O, 19 yaşının baharında, vatanın kışına siper olan bir yiğitlik destanıdır."
KİMLİĞİ VE İDEALLERE ADANAN GENÇLİK
Çankırı’nın kalbinden, Yukarı Çavuş köyünden yükselen bir fidan, Şaban Çevik. Daha hayatının baharında, henüz 19 yaşındaydı. Mesleği, sadece bir öğrenci olmaktan öte, kutlu bir davanın neferi olmaktı. O, bir Türk Milliyetçisi, Ülkücü hareketin iman dolu saflarında, ruhu çelikleşmiş bir neferdi. Gençlik yıllarını Çankırı Ticaret Lisesi’nin sıralarında geçirirken, zihnini sadece derslere değil, milletinin geleceğine de adamıştı.
YIKILMAZ BİR İNANÇ KALESİ
Şaban Çevik, okuduğu lisede sadece bir öğrenci değildi; o, ülkücü hareketin sarsılmaz, yıkılmaz bir kalesiydi. Duran duruşu, savunduğu değerlerin bedelini çok ağır ödeyeceğinin ilk işaretlerini taşıyordu. Hainler onu biliyor, karanlık odaklar onu hedefe koyuyordu. Defalarca saldırıya uğramış, pusuya düşürülmüş, ancak her seferinde inancının gücüyle o ateş çemberinden sıyrılmayı başarmıştı. O, tehditler altında dahi geri adım atmayan, yılmayan bir iradenin timsaliydi.
O SON VEDA: 06 NİSAN 1979
Tarih, 06 Nisan 1979’u gösteriyordu. O gün, Çankırı soğuk bir kahramanlık türküsüne şahitlik edecekti. Şaban Çevik, her zaman olduğu gibi davasının yuvasında, teşkilatının yanındaydı. Gönüldaşlarına vedasını sunarken, o son "Allahaısmarladık"ın, ayrılığın değil, ebediyete bir geçişin sözü olduğunu kim bilebilirdi?
Güneş batarken, 19 yaşındaki bu genç, görevini tamamlamış bir neferin huzuruyla evine doğru yola çıktı. Karanlık, onun adımlarını Çankırı Sanayi Çarşısı’nda bekliyordu.
SANCILI KARŞILAŞMA VE KAHRAMANLIK
Sanayi Çarşısı'nda, korkaklığın ve ihanetin yüzleri onu kuşattı. Tam 10 ila 15 kişilik devrimci solcu bir grup, ellerinde bıçaklar, demir sopalar ve vahşetin simgesi şişlerle, tek başına yürüyen bir gence pusu kurmuştu. Onlar sayıların gücüne, Şaban Çevik ise imanın kudretine güveniyordu.
Ülküdaşımız göründüğü an, karanlık güruh vahşi bir çığlıkla saldırdı. Bu bir kavga değil, bir linç girişimi, bir fedakârlık sınavıydı. Şaban Çevik, üzerine yağan her darbeyi, ülkesine adanmış bir borcun ödemesi gibi kabul etti. Ancak bıçakların ve demirlerin insafı yoktu. Genç bedeni aldığı ölümcül darbelerle ağır yara aldı. Her nefeste kanı, Çankırı’nın soğuk toprağına akıyordu; o kan, bir gençliğin vatan için yazılmış vasiyetiydi.
TOPRAKLA KUCAKLAŞAN SÖZ
Kan kaybı dayanılmaz bir noktaya ulaştı. 19 yıllık kısa ömrü, büyük bir imtihanın sonunda tükeniyordu. O, düşmedi; o, inandığı toprakla kucaklaştı. Son nefesi, mücadelesinin en yüce sembolü oldu. 06 Nisan 1979’da, Şaban Çevik, bir şehit olarak adını Çankırı’nın ve tarihin kalbine yazdırdı.
O, bedelini canıyla ödemiş, davasına son damlasına kadar sadık kalmış, ebediyete uğurlanan bir kahramanlık sembolüdür.
"O, ne bir yenilgi gördü ne de geri çekilme. Sadece, uğruna yaşadığı toprağa sonsuza dek kavuştu. Onun kanı, bayrağın rengine eklenen 19 yıllık hürriyet yeminidir."