"Bazı ruhlar, fırtınanın en şiddetli anında dahi baharın geleceğine inanır. İşte bu inanç, bir ülkü uğruna 18 yaşındaki bir yiğidin ölümsüzlük yolunda verdiği sözdü."
MİRAS VE ADANMIŞLIK
O sadece bir isim değildi; o, adında iki büyük anlamı taşıyan, Türk milliyetçiliği davasına adanmış bir ülkü eriydi: Mustafa Kemal Şahin. Henüz on sekiz bahar görmüş bu delikanlı, yaşamının en verimli çağında dahi davasından zerre kadar vazgeçmedi. Osmaniye’nin Karaboyunlu Mahallesi’nde, ailesinin sıcaklığında büyüdü; ancak gencecik omuzlarında koca bir milletin geleceğine dair sarsılmaz bir ülkü taşıyordu. O, karanlık günlerin üzerine yürüyen bir şahitti.
YARIM KALAN MEZUNİYETİN IŞIĞI
Mustafa Kemal Şahin, cehaletin değil, bilginin ve şuurlu imanın peşinde yürüdü. Yavuz Selim İlkokulu'ndan aldığı temel ile, geleceğin mimarı olma yolunda kararlı adımlar attı. Eğitim serüvenini, İmam Hatip Lisesi’nin son sınıfından Osmaniye Lisesi’ne geçerek taçlandırdı ve 1977-1978 döneminde liseden mezun oldu. O, kütüphaneden sokağa, her alanda idealini savunan bir öğrenciydi. Henüz lise mezuniyetinin coşkusunu tam yaşayamamış, hayatının baharında, vatan sevgisinden başka hiçbir silaha sahip olmadan duruyordu.
DİRENİŞİN YAZILDIĞI DÖRTLÜK
Dışarıdaki sisin, ülkesini esir alma tehdidi yarattığı bir zamanda, Mustafa Kemal Şahin, kelimelerle direndi. Şehadetinden sadece haftalar önce, Şubat 1979’da, kalbindeki sarsılmaz ümidi dizelere döktü. Bu dört satır, onun hayata, inanca ve zafere olan ebedi senedi oldu:
Her mevsimin Sonbahar olduğuna bakma
Elbet bize de yaz gelecek Ülküdaşım!.
Yaz gelecek, sararan yapraklar altından
Mutlak bir gün, sisli sabahları değil,
Pırıl pırıl, ışıl, ışıl sabahları seyredeceğiz
Mustafa Kemal Şahin - Şubat-1979
Bu şiir, umutsuzluğa düşenlere sesleniyor, sararan yaprakların altından mutlak zaferin geleceğine olan inancını ilan ediyordu. O, gelecek güzel günleri göreceğine o kadar emindi ki, bu inancı uğruna canını ortaya koymaktan çekinmedi.
KAHRAMANIN SON YÜRÜYÜŞÜ
Takvimler 05 Nisan 1979’u gösteriyordu. Osmaniye’nin caddeleri, kahramanlık ve ihanetin karşı karşıya geldiği bir arenaya dönüştü. Mustafa Kemal Şahin, gündelik yaşamının içinde yürüyordu; davası için nefes alan, idealleri için adımlar atan gencecik bir delikanlı. Ancak pusuda bekleyen nefret ve ihanet, karanlık yüzünü gösterdi.
Vatanın bütünlüğünü hedef alan, devrimci solcu-komünist militanlar, bir yiğidin karşısına silahla çıktılar. Onlar, Moskova’nın uşaklarıydı; Mustafa Kemal Şahin ise, sadece milletinin bağımsızlığını savunan, 18 yaşında bir ülkü eriyken. Hiçbir uyarı, hiçbir kaçış ihtimali tanımayan alçak bir silahlı saldırıyla karşılaştı.
Moskof uşakları, onun tertemiz alnına nişan alarak ateşi serbest bıraktılar. Onlar, bir genci susturduklarını sandılar; oysa, Mustafa Kemal Şahin, o an canını vererek, yazdığı şiirdeki pırıl pırıl, ışıl ışıl sabahların müjdecisi oldu. Osmaniye’de, alnından vurularak şehit edildi ve adı, Türk milliyetçiliği tarihine altın harflerle yazılan bir destan olarak mühürlendi.
"Mustafa Kemal Şahin, 18 yaşında düşmüş bir fidan değil; yazdığı şiirle, verdiği canla, uğruna yürüdüğü yolda bir meşale yakan ebedi bir destandır. O, beklediği yazın kendisi oldu."