"BAZI YÜREKLER, BAHARINDA VATANIN EN KESKİN YEMİNİNE DÖNÜŞÜR. ONLAR, KORKUDAN DEĞİL, SADECE SEVDADAN EMİRDEN KORKARLAR."
BİR MİLLİYETÇİNİN DOĞUŞU: KİMLİĞİ VE ATEŞTEN ÇAĞRI
Kutlu bir davanın erlerinden, Iğdır’ın yiğit toprağında, Evci Köyü’nde doğdu. Adı EROL ÇİFÇİ. O, sadece bir esnaf, bir bakkal değildi; o, millete adanmış bir ruhun ve Türk Milliyetçiliği idealinin Iğdır’daki sarsılmaz kalesiydi. Henüz 23 yıllık bir ömür fidanıydı; bekârdı ve tüm geleceğini, gençliğini ve umutlarını vatanına adamıştı. Onun için dükkânı, sadece ticaret yaptığı yer değil, aynı zamanda inandığı değerlerin ayakta durduğu son mevziydi.
ADANMIŞLIĞIN BEDELİ VE YÖNETİMİN ATEŞTEN YOLU
Erol Çifçi, gençliğinin tüm enerjisini Ülkücü Gençlik Derneği’nin yönetiminde kullanarak, karanlığın üzerine ışık olmaya yemin etmişti. Bu yolun ne denli tehlikeli olduğunu çok iyi biliyordu. Zira kaderi, fedakârlığın kanlı izleriyle 1977 yılında bir kez daha yazılmıştı. Henüz üç yıl önce, kutlu davasının düşmanları tarafından saldırıya uğramış, ağır yaralar almıştı. O gün geri çekilmeyi değil, daha güçlü bir kararlılıkla ayakta kalmayı seçti. O yara izleri, onun korkaklığa değil, adanmışlığa verdiği bir sözün nişanıydı.
SON GÖREV: 18 MART’IN VURUCU GÜNEŞİ
Takvimler 18 Mart 1980'i gösteriyordu. Çanakkale ruhunun yeniden canlandığı, kutlu bir tarihti. Iğdır’ın Evci Köyü’nde, günün yorgunluğuyla dükkânını kapatmaya hazırlanıyordu. Bu an, her esnaf için rutindir, ancak Erol Çifçi için bu, cephedeki bir askerin nöbetini devretmeye hazırlandığı en savunmasız andı. O, tehlikenin her an kapıda olduğunu bilmesine rağmen, vazgeçmediği bu postada, son nefesine kadar durmaya ant içmişti.
BÖLÜCÜLERİN BASKINI VE EBEDİ MÜHÜR
O karanlık anda, bölücü-devrimci komünist militanlar, en hassas zamanı seçerek dükkâna alçakça bir baskın düzenlediler. Bir esnafın, bir vatan sevdalısının hayatına son vermek için gelen bu eli kanlı güruh, adil bir dövüş arayışında değildi. Onlar, en kahpe yolu seçtiler: silahsız ve hazırlıksız yakalamak.
Tabancayla açılan o hain ateş, 23 yıllık bir ömrün son perdesi oldu. Erol Çifçi, aldığı kurşun yaralarıyla o an, davasının ve milletinin uğruna son nefesini verdi. Şehadetini, bizzat görev yerinde, dükkânında, inandığı değerlerin hemen yanında mühürledi. 18 Mart 1980’de, Evci Köyü, bir milliyetçinin kanıyla sulanarak, isimsiz kahramanlar diyarına ebediyen katıldı.
"NE YAŞI, NE DE MEKÂNI ÖNEMLİYDİ. O, MİLLETİNİN YÜKSEK VE GÜÇLÜ SESİYDİ. 23 YILLIK ÖMRÜNE SIĞDIRDIĞI BU DESTAN, 18 MART 1980’DE IĞDIR SEMALARINA ÇEKİLMİŞ EBEDİ BİR BAYRAK OLARAK KALACAKTIR."