"Bir adamın duruşu, bir milletin kaderini yazar; o duruş, korkunun bittiği yerde başlar."
YÜREĞİNDE TAŞIDIĞI YEMİN
O, sadece Giresun’un Çamoluk ilçesi, Pınarlı Köyü’nden kopup gelmiş bir esnaf değildi. Adı Hamdi Canik’ti ve kaderine yazılan, sadece bir nalburun mütevazı tezgahı değil, bir milletin onur savaşıydı. O, İstanbul’un Sefaköy semtinde, Halkalı Caddesi’nde demirden ve tahtadan bir hayat kurarken, ruhunda Türk Milliyetçiliği’nin Ülkücü yeminini taşıyordu. O’nun için dükkânı, sadece ekmek teknesi değil, namusun ve bağımsızlığın karakoluydu.
BİR MİLLETİN ONURUNU SAVUNAN İLK KIVILCIM
Takvimler 12 Mart’ı gösterdiğinde, karanlık bir gölge caddenin üzerine çöktü. Dev-Yol adına haraç toplama cüretini gösteren üç komünist militan, Hamdi Canik’in dükkânına geldi. Boyun eğmek, el uzatmak en kolay yoldu, lakin Hamdi Canik, canının pahasına savunduğu değerlerin pazarlığına izin vermedi. Korkuya karşı dimdik duran duruşu, bir direniş ateşini yaktı. Başlayan boğuşma, sadece iki tarafın değil, iki farklı dünyanın çatışmasıydı. O’nun cesareti sayesinde çevre esnafı ve jandarma kuvvetleri olaya müdahil oldu. Olay yerindeki mücadele büyürken, bir askerin tüfeğinden çıkan kurşunla militanlardan biri yere yığıldı. Hamdi Canik, o gün canını kurtarmıştı, fakat asıl önemlisi, onurunu ve Sefaköy esnafının haysiyetini kurtarmıştı. Bu direniş, yaklaşan fırtınanın ilk habercisiydi.
YÜREKLERİ KAVURAN ALTINCI GÜN
Biliyorlardı ki, düşman intikamı unutmazdı. Direnişin bedeli ödenmeliydi. Aradan geçen altı gün, bir kahramanın son mücadelesine hazırlanışıydı. 18 Mart 1980 Salı günü, karanlık hesaplaşma için geri döndü. Kinle bilenmiş komünist militanlar, canını almaya kararlıydı.
Hamdi Canik, korkuyla kaçmak yerine, namusunu korumak için ileri atıldı. O gün, Halkalı Caddesi bir ticaret merkezi değil, bir siper hattıydı. Başlayan silahlı çatışmada, göğsündeki yeminle dövüşen bu fedakâr esnaf, düşman saflarına ağır bir darbe vurdu: Karşısındaki militanlardan birini daha yere sermeyi başardı.
18 MART: ŞEHADETE GİDEN SON YOLCULUK
Bir nefeslik zaferin ardından, hain kurşunlar Hamdi Canik’in bedenine isabet etti. Kanlar içinde yere yığıldı. Ağır yaralı halde hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken, son nefesini o kutlu dava uğruna verdi; Hamdi Canik şehit oldu.
O, ne canını ne de malını canavarlara teslim etti. Vücudunu siper ederek, yalnızca dükkânını değil, ideallerini de korudu. O’nun destanı, İstanbul’un sokaklarında başlayan ve Giresun’un Pınarlı Köyü’nde, doğduğu toprakların şefkatli kucağında son bulan bir kahramanlık menkıbesidir. Cenazesi, doğduğu köye, onurla ve saygıyla taşınarak toprağa emanet edildi.
"Bazı hayatlar kısa sürer, ama onların bıraktığı iz, tarihin en uzun destanıdır; Hamdi Canik, direnişin adını tarihe yazdıran kahramandır."