"Bazı hayatlar bir ömürden daha uzundur; onlar 18 yıla sığdırılan asil bir duruşun ve boyun eğmez bir imanın adıdır."
KİMLİĞİ VE İLK EYLEMİ
18 Mart 1979 karanlığında, Tokat semalarında yankılanan hüzünlü bir sesin sahibiydi o. Adı, Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit İsa Yılmaz. Henüz on sekiz yaşındaydı; hayatının baharında, kalem tutması gereken elleriyle büyük bir davanın bayrağını taşıyan genç bir öğrenci. Samsun’un Terme ilçesinde doğmuştu ve ailesiyle birlikte Samsun’da ikamet ediyordu. Onun varlığı, sadece bir aile ferdi değil, bir coğrafyanın ve bir idealin somutlaşmış haliydi. O, en genç yaşta, en çetin safta yer almayı seçmişti.
BASKILAR VE HİCRET YOLU
Genç İsa Yılmaz’ın Samsun’daki öğrencilik yılları, artan baskılar ve yoğun tehditler altında geçmişti. Okullar, fikirlerin çarpıştığı cephelere dönüşmüş, hakikat uğruna verilen mücadele hayatı her geçen gün daha tehlikeli hale getirmişti. O, boyun eğmek yerine, duruşunu koruyarak Tokat Endüstri Meslek Lisesi’ne naklini aldırmak zorunda kaldı. Bu nakil, bir kaçış değil; inancın, eğitimi tamamlama kararlılığıyla birleştiği asil bir hicret yolculuğuydu. Baskıların onu sindiremeyeceğini, sadece mekânını değiştirebileceğini ispat etmişti.
ADANMIŞLIĞIN BEDELİ
Tokat’ta dahi, gençliğin masumiyeti yerini sürekli bir tetikte bekleyişe bırakmıştı. İsa Yılmaz, defalarca tehdit edilmiş, ideallerinden vazgeçmesi için sayısız saldırıya uğramıştı. Her sabah okula giderken, her akşam evine dönerken ölümün gölgesi üzerindeydi. O, hayatını adadığı değerler için her an gelebilecek tehlikeyi göze alarak yaşamış, korkuyu yenmenin en yüce örneğini sergilemişti. Onun mücadelesi, sadece kitaplarla değil, kararlılıkla yazılmıştı.
SON VAKİT, SON KURŞUN
17 Mart 1979 akşamıydı. Hava kararmış, ancak Tokat sokaklarındaki ideolojik gerilim aydınlıktı. Genç kahraman, devrimci-sosyalist komünistlerin yoğun olduğu bir bölgedeki kahvehanenin önünden geçerken, hain eller onu tanıdı. Onun duruşu, gençliği ve inancı, karanlık zihniyetler için bir tehditti. Beklemediler, uyarmadılar. Bir öğrenciye, bir gence karşı kurulan pusu, alçakça bir silah sesiyle sonuçlandı. Tek bir kurşun... O tek kurşun, 18 yaşındaki bir yiğidin hayatını söndürdü, ancak onun davasını ebediyete taşıdı.
İsa Yılmaz, o akşamüstü, Tokat’ın soğuk kaldırımlarında, bir öğrenci üniforması içinde, inancı uğruna ödenen en ağır bedeli ödedi. O, sadece bir kurşunla şehit edilmedi; milletinin kalbine adını, sonsuza dek silinmeyecek bir fedakârlık nişanesi olarak kazıdı.
"Onlar, O’nun yürüyüşünü durdurmak istediler; oysa İsa Yılmaz, 18 yaşının baharında kanıyla yazdığı destanla, Tokat toprağında bir milletin sancağını dikerek ebediyete yürüdü."