"Bazı hayatlar sadece rakamlardan ibaret değildir; bazı hayatlar, bir milletin kaderine yazılmış, ateşten bir yeminle başlar."
1962: KISA SÜRECEK BİR DESTANIN BAŞLANGICI
1962 yılında, kısa sürecek ancak sarsılmaz bir kararlılıkla dolu bir hayat filizlendi. Onun adı Çetin Mutlu’ydu; Türk Milliyetçiliğinin sarsılmaz kalesi olan Ülkücü hareketin genç neferi. Henüz lise sıralarında, hayatın ve ülkenin çalkantılı döneminde, o kalemini bırakıp duruşunu belirlemişti. O, sadece bir öğrenci değil, ideallerine adanmış bir savaşçıydı.
Ankara’nın Gülveren mahallesinde ikamet eden bu genç adam, o dönemin karanlık çatışmalarında tarafını seçmişti. Ülkücü hareketin saflarına katıldığında, henüz on yedi yaşındayken, geleceğinin omuzladığı sorumlulukla belirleneceğini biliyordu. Onun için sınıf kitapları kadar, vatanın geleceği de önemliydi.
ANKARA SOKAKLARINDAKİ ONUR NÖBETİ
Takvimler 16 Mart 1979’u gösterdiğinde, Ankara sokakları puslu ve tehlikeli bir ideolojik çatışma alanıydı. Çetin Mutlu, her günkü gibi, belki de sadece evine ulaşmanın huzurunu arıyordu. Ama o gün, Kıraçlı sokak, onun için bir pusuya, bir sınav meydanına dönüştü.
Bu, bir öğrencinin sıradan bir yürüyüşü değildi; bu, inandığı değerler uğruna atılmış destansı bir adımdı.
O KARANLIK GÜN: ÜÇ KARANLIĞA KARŞI TEK BİR IŞIK
Yolunu, milletin geleceğine düşman, ideolojisi ülkeyi bölmeye odaklanmış üç devrimci solcu-komünist militan kesti. Bu, bire bir bir mücadele değildi; bu, üç hainliğe karşı tek bir yüreğin duruşuydu.
O an, Çetin Mutlu’nun ne düşündüğünü, nasıl bir kararlılıkla baktığını kimse bilemezdi. Ancak bilinen tek bir şey vardı: o, geri adım atmadı. Silahların gölgesinde, ideallerinden vazgeçmedi. Zalimlerin kurşunları, gencecik göğsüne isabet ettiğinde, sadece bir beden değil, bir ülkenin umutları da ağır yara aldı.
16 MART 1979: SON NEFES VE EBEDİ ŞEHADET
Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan bu yiğit ülküdaşımız, doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı. Çetin Mutlu, sadece bir öğrenci olarak değil, inançları uğruna kanını akıtan bir kahraman olarak ebediyete yürüdü.
16 Mart 1979, Ankara, genç bir yiğidin kısa hayatını noktaladığı, ancak adını milletin hafızasına kazıdığı tarih oldu.
Onun şehadeti, sadece hayatının sonu değil, binlerce Ülkücü gencin davasına olan bağlılığının mühürlendiği ilahi bir imzadır. O, Kıraçlı sokakta düştü, ama bayrağı göklere yükseltti.
"Çetin Mutlu, 16 Mart 1979’da bedenini toprağa verdi; lakin ruhu, ülkücü hareketin hürriyet yemininde sonsuza dek yaşamaya devam edecektir."