"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz, bir bayrak gibi göklere çekilir."
ADANMIŞLIĞIN TOHUMU VE KİMLİĞİN KALESİ
Nizip’in kadim topraklarında, Gaziantep’in bağrında yeşeren sarsılmaz bir iman, Yasin Kaplan adı ile anılırdı. O, sadece doğduğu yer olan Gaziantep-Nizip İlçesi'nin bir evladı değil, aynı zamanda Türk Milliyetçisi Ülkücü hareketin davasına adanmış, dürüst bir temsilcisiydi. Yasin Kaplan, hayatını ideallerine adamış, inancını ve duruşunu hiçbir karanlığa teslim etmeyecek kahraman ruhlardandı.
EMEKÇİ VİCDANI VE MÜCADELENİN YÜREĞİ
Henüz otuz yaşındaydı. Hayatının baharında, alın teriyle yoğrulmuş bir mücadele yürütüyordu. Nizip Çıksorut mahallesinde ikamet eden bu yiğit, mesleği itibarıyla bir işçiydi; Hilal İplik Fabrikası’nın çarkları arasında emeğin ve onurun hakkını savunuyordu.
Ancak Yasin Kaplan’ın rolü, fabrika duvarlarının çok ötesine uzanıyordu. O, Gaziantep Tek-Sif Sendikası Yönetim Kurulu’nun sarsılmaz bir üyesi olarak, sadece kendi ekmeği için değil, tüm işçi kardeşlerinin hakları için mücadele ediyordu. O, fabrikada bir lider, sokakta ise davasının yılmaz bekçisiydi.
14 MART 1980: İHANETİN SESSİZLİĞİ
Takvimler, bir ihanetin ve fedakârlığın ebedi olarak mühürleneceği o kara günü gösteriyordu: 14 Mart 1980. Şehadet mekanı, onun ekmeğini kazandığı kadim şehir Gaziantep olacaktı.
Bu, bir çatışma değil, bir pusu, alçakça tasarlanmış bir suikasttı. İşçinin en masum anı, mesaiye gitmek üzere evinden ayrıldığı o sabahın ilk saatleri seçilmişti. Sabah 6.00 sıralarıydı. Gün henüz ağarırken, devrimci-komünist militanlar, vicdanlarını karanlığa satarak Yasin Kaplan’ın evinin çevresine sinmişlerdi.
SON ADIM: YÜREĞİN DİRENİŞİ
O, her zamanki gibi, helal rızkının peşinde, işine doğru kararlılıkla yürümeye başladı. Ama atılan bu adım, onun kahramanlık destanındaki son sayfayı açıyordu. Bir emekçiyi, bir ülküdaşı kurşuna tuttular! Katiller, sadece bir bedeni değil, emeğin ve davanın onurunu hedef aldılar.
Yasin Kaplan, göğsüne isabet eden kurşun yaralarından dolayı ağır bir yara aldı. Düşerken bile, geride bıraktığı duruşuyla, mücadelesinin haklılığını ilan ediyordu.
ŞEHADETİN YÜKSELİŞİ
Ağır yaralı olmasına rağmen, Gaziantep SSK Hastanesi'ne ulaştırıldı. Ancak omuzladığı yara, sadece kurşun yarası değil, milletin davası için ödenen bedeldi. Doktorların tüm çabaları nafile kaldı; Yasin Kaplan, kurtarılamayarak şehit oldu.
O, 30 yıllık kısa ama destansı ömrünü, 14 Mart 1980 tarihinde Gaziantep’in soğuk sabahında ülkü uğruna feda etti. Bir işçi olarak alın teri döktü, bir sendikacı olarak hak savundu ve bir Ülkücü olarak, idealleri uğruna kanının son damlasına kadar direndi.
"Alın teri ile yazılan her destan, kurşunla bitmez; tam tersine, asırlarca sürecek bir andın başlangıcı olur."