"Henüz baharında kopan bir filiz, uğruna can verdiği vatanın köklerine ebedi bir güç verir."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNDEKİ YEMİN
1962 yılında, kutlu Manisa topraklarında, Salihli’nin bağrında filizlendi o genç ruh: Hasan Ünlü. Hayatının baharında, geleceğe dair umutların ve heyecanların yaşandığı lise sıralarında bir talebeydi. Fakat o, sadece ders kitaplarına değil, aynı zamanda derin bir milli şuura ve sarsılmaz bir ülküye adanmıştı. Hasan Ünlü, sıradan bir öğrenci değil; büyük bir davanın onurlu taşıyıcısı, inancından taviz vermeyen bir Türk Milliyetçisi ve azimli bir ülküdaştı.
GENÇ BİR YİĞİT, ADANMIŞLIĞIN NEFERİ
O günler, vatanın dört bir yanının karanlık ellerle sarılmaya çalışıldığı, fikirlerin kurşunla sınandığı fırtınalı 1980 öncesi yıllardı. Hasan Ünlü, henüz 18 yaşının tüm saflığı ve enerjisiyle, komünist ideolojinin milletin temellerini sarsma çabasına karşı göğsünü siper etti. Manisa’nın genç neferi olarak, sadece okumakla yetinmedi; yurdunun birliği, beraberliği ve geleceği için korkusuzca duruş sergiledi. Onun kısa hayatı, uzun bir destanın yazılacağı cesaretle doluydu.
PASAJ ÖNÜNDE ATILAN O SON ADIM
Takvimler, genç bir ülkücünün hayatının en kritik anına işaret eden 14 Mart 1980 tarihini gösteriyordu. Hasan Ünlü, o mübarek cuma gününde, Manisa-Salihli’de bulunan Hasır Pasajı önüne doğru ilerlerken, kaderini mühürleyecek olan alçak tuzağın kurulduğundan habersizdi.
O an, sadece bir lise öğrencisinin günlük rutini değildi; o, idealizmi ve inancı nedeniyle hedef seçilmiş bir yiğidin, karanlığın üzerine kararlılıkla yürüdüğü son adımlardı. Komünist militanlar, pusu kurarak, savunmasız bir fidanı, genç bir davanın temsilcisini hedef aldılar.
EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ: ŞEHADETİN MÜHRÜ
Hasır Pasajı önü, bir çatışma meydanı değil, bir fedakârlık nişanesi haline geldi. Hain ellerden çıkan kurşunlar, 18 yaşındaki Hasan Ünlü’nün bedenine isabet etti. Amaçları, genç sesi susturmak, Manisa’daki milliyetçi direniş ruhunu kırmaktı. Oysa, bu alçak saldırı sadece bir şehit doğurdu, bir efsane yarattı.
14 Mart 1980, Hasan Ünlü’nün dünyaya veda ettiği, ancak davasına ebedi bir imza attığı gündür. Kahraman ülküdaşımız, inandığı değerler uğruna can vererek Şehitlik mertebesine yükseldi. Onun aziz naaşı, doğduğu topraklara, Salihli’ye taşınarak, vatan toprağına emanet edildi. Şimdi o toprak, genç bir şehidin kanıyla sulanmış, nesiller boyu sürecek bir adanmışlığın kutsal simgesidir.
"Hasan Ünlü, ömrünü tamamlamadı; o, ebedi gençliğin ve bitmeyen adanmışlığın destanını 14 Mart 1980’de başlattı."