"Bazı ruhlar, yeryüzünün yükünü taşıyabilmek için zamandan erken büyür."
I. KİMLİĞİ VE SAMSUN’UN YİĞİT EVLADI
Samsun’un kalbinde, Yenidoğan mahallesinin sıcak topraklarında filizlenen bir adanmışlık hikayesidir bu. O, daha hayatının baharında, geleceğe dair tüm hayallerini bir sancağın gölgesine adayan bir Türk Milliyetçisi, bir Ülkücüydü. Adı: Hüseyin Güven.
O’nun nüfus kağıdındaki doğum yeri, şehadetinin de gerçekleştiği bu kadim Karadeniz şehridir. Genç yaşına rağmen taşıdığı ideal, O’nu sadece bir mahalle sakini değil, vatanın bekası için yürüyen bir nefer haline getirmişti.
II. ON ALTILIK BİR YÜREK VE BÜYÜK KARAR
Hüseyin Güven, on altı yaşındaydı. Gencin ceylan sekişli adımlarıyla yürümesi gereken yollarda, o, bir erin kararlılığıyla ilerlemeyi seçti. Yüreklerde korkunun hüküm sürdüğü o karanlık yıllarda, nice büyüğün çekindiği sorumluluğu, henüz tüyü bitmemiş bir delikanlı olarak omuzladı. Onun yaşı sadece bir rakam değil, savunduğu davanın saflığına ve cesaretine dair vurucu bir kanıttı.
III. KADERİN BİRLEŞTİRDİĞİ İKİ KAHRAMAN
Güven soyadını taşıyanlar için fedakarlık, bir yazgıydı. Büyük bir trajedinin gölgesi, Hüseyin'in üzerine düşmeden önce, ailesinin kapısını çalmıştı. Takvimler 25 Şubat 1980’i gösterdiğinde, ağabeyisi Hasan Güven şehadet şerbetini içmişti.
Henüz ağabeyinin yası taze, acısı dinmemişken; Hüseyin, kendisini bekleyen tehlikenin farkındaydı. Ancak şehit ağabeyinin emanetini yere düşürmemek adına, gözünü kırpmadan yoluna devam etti. İki kardeşin alın yazısı, sadece günler arayla, aynı Samsun toprağında destanlaştı.
IV. KIZIL KUŞATMA VE SON GÖREV
13 Mart 1980, Samsun için yaslı bir gün olacaktı. İşçi Evleri semti, o gün ideal ve nefretin çarpıştığı bir cepheye dönüştü. Hüseyin, gençliğinin tüm enerjisiyle adanmışlığını yaşarken, komünist militanlar tarafından kurulan hain bir pusuya yürüdü.
O anlara dair elimizde kalan bilgiler, sadece kuru gerçeklerdir: vurulduğu yer ve vuranların kimliği. Ancak o an, tarihin en büyük kahramanlık ânıdır. Çünkü Hüseyin, kaçmak yerine, inancının gereğini yerine getirmek için o karanlığın içine bir meşale gibi atıldı. Silahların gölgesinde dahi duruşunu bozmadan, idealleri uğruna son nefesini teslim etti.
V. ŞEHADET VE EBEDİ MİRAS
On altılık Hüseyin Güven, bedeni Samsun’da toprağa düşerken, ruhu adandığı davanın gökyüzüne yükseldi. Mücadelesinin mührü, o acımasız Mart gününde kanla kazındı.
Naaşı, bu uğurda can verdiği şehirde, Samsun Yeni Mezarlığı'na, ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. O, basit bir ölümle değil, bir kahramanlık eylemiyle tarihe geçti. Adı, Samsun'un sokaklarında yankılanan iki kardeşin, inançları uğruna ödenen bedelin unutulmaz sembolü oldu.
"On altısında yola çıkan bir ruh, zamana sığmaz; o artık adandığı davanın ebedi bekçisidir."