"Bazı ruhlar 17 yaşında, asırların yükünü omuzlar ve o yükle birlikte semaya yükselir."
I. RÜZGARIN DOĞDUĞU VE ADANDIĞI YER
Tokat’ın yiğit toprağı, Niksar, bir kahramanın doğumuna ve bir rüzgârın yükselişine şahitlik etti. O, Niksar'ın Bengiler Mahallesinde büyüyen, lise sıralarında ülkesinin geleceğini düşleyen genç bir öğrenciydi: Ahmet Aybars.
O sadece bir öğrenci değildi; o, idealist duruşuyla, Türk Milliyetçisi Ülkücü kimliğiyle devleşmişti. Disiplinini ve çevikliğini sporcu ruhundan alıyor, dost meclislerinde ise cesaretiyle tanınıyordu. Arkadaşları ona yalnızca Ahmet demediler; ona, duruşunun çevikliği ve ruhunun hızı sebebiyle, bir onur nişanı gibi RÜZGAR AHMET lakabını vermişlerdi.
O, 17 yaşında, gencecik bir fidanken, vatanın üzerindeki karanlığa karşı kararlı bir siper olmaya yemin etmişti.
II. 17 YILLIK İMAN VE DAVA
1980 yılının o kasvetli atmosferinde, Ahmet Aybars’ın 17 yıllık kısa ömrü, bir adanmışlık destanına dönüştü. Onun için lise kitapları kadar önemli olan bir diğer yer vardı: Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) binasının altındaki Niksar Ayvaz Spor Kulübü. Bu kulüp, basit bir spor salonu değil, bir idealin, bir kardeşliğin ocağıydı.
12 Mart 1980 akşamı, saatler 21.00’i gösterirken, Rüzgar Ahmet, vatanın geleceği üzerine kurulan hayalleri, ocağın sıcaklığında dostlarıyla paylaşıyordu. Yanında, kader arkadaşı ve kardeşi Murat İşgal vardı. Onlar, o gece orada oturan binlerce adsız kahramanın simgesiydi; sessizliğe ve baskıya boyun eğmeyi reddeden, inançlarıyla aydınlanan gençlerdi.
III. O KARANLIK GECE VE SON NEFES
Ne var ki, bu huzurlu sohbete pusu kurulmuştu. Kaşif Camii meydanında, ocağın hemen altındaki bu masum toplanma, karanlık bir hedefti. Milletin istikbaline kasteden, komünist ideolojinin kör hıncıyla bilenmiş iki militan, Ayvaz Spor Kulübü'ne baskın düzenledi.
Bu, bir çatışma değildi; bu, bir imha girişimiydi. Kahramanlığın en büyük ölçüsü, hazırlıksız yakalanılan anda dahi sarsılmaz duruşta gizlidir. Ahmet ve Murat, o anın dehşetiyle yüzleştiler; ancak geri çekilmediler, zira onlar canlarının değil, davalarının bekçisiydi.
Gözlerini bile kırpmadan, yaylım ateşiyle açılan o alçakça saldırı karşısında Rüzgar Ahmet ve arkadaşı Murat İşgal, birbirlerinin yanı başında, adanmışlıklarının son mührünü vurdular.
IV. NİKSAR’IN ŞEHİDİ VE YÜKSELEN RUH
12 Mart 1980 gecesi, Niksar sarsıldı. 17 yaşındaki bir fidan, ülkülerinin göğsünde açtığı yara ile toprağa düştü. Mesleği öğrenci olan Rüzgar Ahmet, artık Şehit Ahmet Aybars’tı. O gece, Ayvaz Spor Kulübü, sadece iki genç ruhu değil, memleketin vicdanını şehit verdi.
Rüzgar Ahmet’in ve Murat İşgal’in aziz naaşları, doğdukları ve uğruna öldükleri Niksar’ın Şakşak Mezarlığı’na, sonsuzluğa doğru uğurlandı. Onlar, en değerli varlıklarını, henüz baharında olan hayatlarını, hiçbir karşılık beklemeden feda ettiler. 17 yıllık kısacık bir hayat, artık asırlar sürecek bir kahramanlık hikayesi olmuştu.
"Onlar sadece iki isim değildi; onlar, 17 yaşında, uğruna can verilen bir davanın ve Türk Milliyetçiliğinin sonsuz şahitleri olarak tarihe yazıldılar."