"Bazı ruhlar, dünyanın en ücra köşesinde dahi olsa, taşıdıkları sancağın bedelini öderler."
KİMLİĞİ VE YUVASI
O, adını yazdığı destanın en genç kahramanlarından biriydi: Furkan Kocaman. Henüz 21 baharını görmüş, Selçuk Üniversitesi sıralarında vatan ve millet sevdasıyla yoğrulmuş bir öğrenciydi. Maddi gücü değil, manevi duruşuyla zenginleşen bir yuvanın evladıydı. Babasının alın teriyle, perdecilik mesleğinden kazandığı helal lokma ile büyümüştü; annesinin şefkati ve bir kardeşinin varlığı, onun sağlam karakterinin temeliydi. Bir Türk Milliyetçisi, bir Ülkücü olarak, ülkesine olan bağlılığı ruhuna işlenmişti.
AVRUPA YOLCULUĞU VE BİLİNEN DURUŞU
Furkan’ın yolu, ilmin peşinde, Avrupa’nın kalbine düştü. Erasmus Değişim Programı’nın bir parçası olarak, Polonya’nın Wroclaw kentine gitmişti. Oraya sadece bir öğrenci olarak değil, taşıdığı değerlerin ve inancın da temsilcisi olarak ayak basmıştı. Bu genç yürek, coğrafyalar değişse de, ülkülerinden asla taviz vermedi. Bu kararlı duruş, yabancı topraklarda dahi olsa, karanlık güçlerin gözünden kaçmadı; taşıdığı ruh, düşman için bir hedef haline geldi.
O KARANLIK TAKİP
Hakikat daima bedel ister. Furkan, Wroclaw’da bulunduğu süre boyunca, PKK’lı bir alçağın sinsi takibi altındaydı. Bu takip, rastgele bir saldırı değil, bir fikre, bir duruşa karşı planlanmış soğuk bir ideolojik husumetti. Hain, genç bir idealisti susturmak için, Avrupa’nın göbeğinde fırsat kolluyordu.
WROCLAW'DA SON AKŞAM
Takvimler 9 Mart 2019 akşamını gösteriyordu. Şehir merkezinde, hayatın olağan akışının yaşandığı bir AVM’de, arkadaşıyla son yemeğini yiyordu. Güvenli sandığı o sıradan an, düşmanın eyleme geçeceği kırılma noktasıydı. Arkadaşı kısa bir süreliğine yanından ayrıldığında, Furkan yalnız kalmıştı—ama asla desteksiz değildi.
ŞEHADET ANINA YÜRÜYÜŞ
Bu yalnızlık anında, insanlıktan nasibini almamış katil, bir gölge gibi Furkan’ın yanına yaklaştı. Vicdanı olmayan bir el, belinden çıkardığı bıçağı kaldırdı. Kahramanlık, yalnızca direnme anında değil, aynı zamanda inanç uğruna maruz kalınan o son darbede de gizlidir. O alçakça bıçak, Furkan’ın sesi olan boğazına saplandı.
Bir anlık saldırıydı. Bir idealist, bir öğrenci, inançları uğruna kanlar içinde yere yığıldı. Gurbet ellerde, binlerce kilometre uzakta, vatanına olan sadakatin bedelini canıyla ödedi. O AVM’nin zemini, bir milletin vicdanına yazılmış utancın ve genç bir yiğidin şehadetinin kanlı şahidi oldu.
Furkan Kocaman, 11 Mart 2019 tarihinde şehit düştü. O, fiziki bir kavgaya girmeden, sadece inancını taşıdığı için hedef alındı ve karanlığın karşısına dik durduğu için ebediyete yükseldi.
"Unutmayın; şehitler coğrafyaya değil, hakikatin olduğu her yere düşerler. Furkan Kocaman’ın adı, gurbet ellerde sönmeyecek bir meşaledir."