"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; onlar, gelecek nesillerin yürüyeceği yolları aydınlatan meşalelerdir."
YEKTA ASLAN: KAHRAMANMARAŞ'IN MİLLİ RUHU
Doğduğu topraklar, davasının ilk fidanını filizlendirdiği yerdi. Yekta Aslan, Kahramanmaraş'ın Elbistan İlçesi, Ambarcık Köyü’nde dünyaya gözlerini açtı. O, sadece bir coğrafyanın değil, şerefli bir davanın parçasıydı. Hayatı boyunca edindiği bilgiyi ve imanı, milletinin geleceğine hizmet etme ülküsüyle birleştirdi.
ADANMIŞLIĞIN EĞİTİM KALESİ
Ömrünün en verimli çağındaydı; 31 yaşındaydı. Mesleği, sadece bir geçim yolu değil, bir meşale taşıma göreviydi. Bir öğretmen, bir müdür olarak, Pazarcık Lisesi’nde müdür muavinliği makamında bulunuyordu. Onun dersleri, kuru bilgilerden ibaret değildi; genç zihinlere adanmışlığı, ahlakı ve milliyetçilik şuurunu nakşediyordu. O, ÜLKÜ-BİR mensubu olarak, hayatını tamamen ülküye adamış bir neferdi. Bir yuva kurmuş, evli ve bir çocuk babasıydı. Ailesi onun sığınağı, milleti ise onun uğruna yürüdüğü yeminli davasıydı. Pazarcık Cengiz Topel Mahallesindeki evi, milletine hizmet aşkıyla yanan bir ocağın durağıydı.
11 MART 1979: HAİNLİĞİN TUZAĞI
Takvimler, 11 Mart 1979'u gösteriyordu. Akşam saatleriydi. Dışarıda kol gezen karanlığa inat, Yekta Aslan, evinin sıcaklığında, ailesiyle birlikte huzurlu bir anı paylaşıyordu. Ancak, vatan toprağını bölmek isteyen, kin ve nefretle bilenmiş eller, bir idealistin ışığını söndürmek üzere kapılarına dayanmıştı.
Kapı çalındı. Yekta Aslan, her zaman olduğu gibi, dostluğa ve ülküdaşlığa olan inancıyla tereddüt etmeden seslendi: "Kim o?"
Gelen cevap, bir kahramanın son güvencesini istismar eden alçakça bir yalandı: “Ülkü ocaklarından geliyoruz hocam.”
ŞEHADETE YÜRÜYÜŞ
Yekta Aslan, o an, bir ülküdaşına kapı açtığını düşündü. Oysa o sesler, bölücü komünist militanların vicdansızlığının örtüsüydü. Kapıyı açar açmaz, karanlık güçlerin namlularından çıkan kurşun yağmuruna hedef oldu.
Yaralıydı, kan revan içindeydi, ama son bir gayretle, ailesini korumak için içeriye doğru kaçtı. Vücuduna saplanan mermilere rağmen, o an sadece ailesinin güvenliğini düşündü. Ancak caniler, bir öğretmen yuvasının kutsallığını hiçe sayarak peşinden içeri daldılar. Evinin ortasında, yeniden kurşunladılar.
O dehşet anında, Yekta Aslan'ın eşi, kocasının üzerine siper olmak istercesine katillere mani olmaya çalıştı. O kahraman kadının cesareti de kurşunlandı; ağır yaralandı. Yekta Aslan, eşinin son çaresiz direnişine ve ailesinin feryadına şahit olarak, evinin içinde, davasına adadığı hayatının son nefesini verdi.
O gece, 31 yıllık ömrünü milletine adamış Yekta Aslan, Kahramanmaraş topraklarında, alçak bir ihanetle şehit oldu. Eşi, ağır yaralarla da olsa kurtulmayı başardı. Bir kahramanın naaşı, doğduğu topraklardan çok da uzak olmayan Elbistan Söğütlü Mezarlığı'nda, şanlı bir bayrağın altında ebedi istirahatgâhına tevdi edildi.
"Onlar sanırlar ki, kurşun bedeni öldürünce fikir de ölür. Oysa şehidin düştüğü yer, bir tohumun fidana dönüştüğü kutsal topraktır."