"Bazı hayatlar, baharında açar; ama ebediyen sürecek bir kışa kalkan olmak için yaşanır."
KİMLİĞİ: MEMLEKETİN YÜREĞİNDE DOĞAN IŞIK
Tarih 08 Mart 1980’i gösterdiğinde, Kayseri semaları büyük bir vedaya hazırlanıyordu. O, bu kadim topraklardan, Kayseri'nin derin köklerine sahip Develi ilçesinin Ayvazhacılı Köyü’nden fışkıran bir fidandı. Türk Milliyetçiliğinin sarsılmaz inancını yüreğinde taşıyan, adanmış bir Ülkücüydü. Soyadı, ait olduğu milletin ruhunu yansıtır gibiydi: MEVLÜT MİLLİDERE.
ADANMIŞLIĞIN 18 YILLIK YEMİNİ
O, hayatının baharındaydı. Henüz 18 yaşında, geleceği parlak, idealleri ise gökyüzü kadar genişti. Develi Ticaret Lisesi sıralarında, sadece harfleri değil, aynı zamanda hürriyetin ve vatanın mukaddes değerlerini de öğreniyordu. Ailesiyle birlikte ikamet ettiği Develi ilçesi, onun hem yuvası hem de davasının başladığı yerdi. Mevlüt Millidere, gençliğin rahatlığını bir kenara bırakıp, o dönemin çalkantılı rüzgârlarında milletinin bekası için saf tutmayı seçmişti.
KARARLILIĞIN SINAVI: 08 MART 1980
O gün, 08 Mart 1980’de, Kayseri’deki okulu sadece bir eğitim yuvası olmaktan çıkmış, kahramanlığın yazıldığı bir cepheye dönüşmüştü. O karanlık dönemde, fikri çatışmaların en sert yaşandığı yer olan okul koridorları, zorlu bir sınavın merkeziydi. Olay günü, vicdanını ve inancını korumak için duruş sergileyen Mevlüt Millidere, okulda çıkan olayların ortasında kaldı. Gözünü kırpmadan, davasına siper olurken, komünist militanların hedef gözetmeksizin açtığı yaylım ateşiyle karşı karşıya kaldı.
SON NEFESTE TAŞINAN SANCAK
Ağır yaralanan genç kahraman, inancının sancağını bırakmamacasına yere yığıldı. Kanı, uğruna savaştığı toprakların üzerine aktı. Yaşama tutunması için büyük bir çaba sarf edilerek Gevher Nesibe Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Günlerce süren zorlu mücadele ve tedaviye rağmen, 18 yaşındaki bedeni aldığı ağır yaraları taşıyamadı.
Mevlüt Millidere, adanmışlığın bedelini canıyla ödeyerek şehadet makamına erişti. Genç bir Ülkücü olarak yürüdüğü bu kutlu yolculuk, onun adını ebediyete yazdırdı. Cenazesi, doğup büyüdüğü, uğruna son nefesini verdiği Develi’de, o sadık toprağın koynunda huzura erdi. O, sadece bir öğrenci değildi; karanlık bir çağda, 18 yaşındaki kalbiyle destan yazan bir direniş sembolüydü.
"O, sadece 18 yaşındaydı, fakat adını, bir milletin vicdanına altın harflerle yazdıranların ölümsüz kervanına katıldı."