"Tarih, bazı borçların altınla değil, imanla ve kanla ödendiğini yazar. Onlar, en değerli sermayelerini bu uğurda feda edenlerdi."
İDEALİN TİCARETHANESİ
Adem Cirit... Bir davanın neferi, inancının yiğit bir esnafıydı. Onun kimliği, sadece doğduğu toprakların adında değil, taşıdığı şerefli unvanda saklıydı: Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Adem Cirit. Dünyanın karmaşasında, o, el emeğiyle geçinen, alın teriyle rızkını kazanan bir kuyumcuydu. Bedenini geçim mücadelesine, ruhunu ise büyük bir ülküye adamıştı. Adem Cirit, İstanbul’da, Gaziosmanpaşa Bağlarbaşı Caddesi’ndeki 38 numaralı mekânda, kardeşi Numan ile birlikte, sadece altın değil, aynı zamanda tertemiz bir vatan sevgisi işliyordu.
İSTANBUL’UN KARARLI DURUŞU
İstanbul, o yıllarda fitnenin ve kargaşanın hüküm sürdüğü bir meydandı. Fakat Adem ve Numan’ın "Kardeşler Kuyumculuk" adını verdikleri o küçük dükkân, kaosa karşı duran bir adanmışlık sığınağıydı. Kuyumcu esnafı Adem Cirit, mesleğinin gerektirdiği hassasiyeti ve titizliği, Ülkücü duruşunun sarsılmaz kararlılığıyla birleştirmişti. Onlar, karanlığın ortasında, duruşlarıyla bir fener gibi parlıyorlardı.
08 MART 1980: KADERİN ÇAĞRISI
Takvimler, o kederli günü, 08 Mart 1980 olarak işaretledi. İstanbul’un o anki sessizliği, yaklaşan büyük fırtınanın habercisiydi. Gün, sıradan bir Cumartesi öğleden sonrası gibi akıp giderken, saat 16.00 sıraları yaklaştı. Bu saat, Adem Cirit ve kardeşi için, artık zamanın duracağı, inançlarının çelik gibi sınanacağı son an olacaktı.
KAHRAMANLIĞIN SON VURUŞU
O an geldiğinde, ne bir uyarı sesi duyuldu ne de geri çekilme şansı tanındı. Üç komünist militan, kinlerini silahlarına yükleyerek, o mütevazı iş yerine alçakça bir baskın düzenledi. Bu, sadece bir soygun girişimi değil, bir davanın erlerine yapılmış hain bir saldırıydı.
Adem Cirit ve kardeşi, sayıca az, hazırlıksız yakalanmış olsalar da, geri adım atmadılar. Onlar, teslim olmaktansa, durdukları yerde can vermeyi seçen kahramanlardı. O karanlık ve kanlı dakikalarda, kuyumcu dükkânının zemini bir cephe hattına dönüştü. Silahlı saldırı, göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşti. Vücutlarının çeşitli yerlerine isabet eden kurşunlar, iki kardeşin de hayat ışığını olay yerinde söndürdü.
Onlar, dükkânlarının eşiğinde, ideallerini koruyarak, inandıkları davanın bedelini en ağır şekilde, kanlarıyla ödediler. Adem Cirit, 08 Mart 1980’de, İstanbul’da, hain kurşunların hedefinde şehit düştü ve adını tarihe, unutulmaz bir direnişin sembolü olarak yazdırdı.
EBEDİ BİRLİKTELİK VE MÜHÜRLENEN FEDAKÂRLIK
Şehit Adem Cirit, dünyaya gözlerini nerede açtığı bilinmese de, onları kapattığı yer, şerefli bir mücadelenin son kalesi oldu. O, mesleğini, yani esnaflığı, en yüce değer olan vatan aşkıyla taçlandırmış bir kahramandı.
Onlar, ticaretin defterini kanlarıyla kapattılar. Kuyumcu dükkanının soğuk zemini ise, bir Ülkücünün vatan aşkıyla tutuşan yüreğinin son durağı oldu. Ruhları şad, fedakârlıkları ebedidir.