"Bazı yiğitler, ömrünce değil, yürüdüğü yolda bıraktığı izlerle anılır. Onlar, en genç çağlarında en büyük yemini etmişlerdir."
KÖKLERDEN GELEN YEMİN: HATAY’IN YÜREĞİ
Bu destanın başladığı yer, Hatay’ın çetin coğrafyası, Dörtyol ilçesinin Karaseke mahallesiydi. 01 Ocak 1960 tarihinde dünyaya gözlerini açan bu yiğit, adını tarihe altın harflerle yazdıracak olan NABİ SOYLU’ydu. O, sadece bir bebek olarak doğmadı; ailesinden devraldığı sarsılmaz inançla yoğrulmuş bir davanın mirasçısı olarak geldi. Soylu ailesi, milliyetçiliğin sancağını göğsünde taşıyanlardan, ülkücüydüler. Babası Ali SOYLU’nun, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde (CKMP) yöneticilik yapmış olması, Nabi’nin daha çocukluktan itibaren hangi yolun yolcusu olacağının göstergesiydi. Dokuz evladın beşincisi olan Nabi, dar bir ailenin değil, büyük bir milletin geleceği için büyüyordu.
18’İNDE BİR DEVİN ADANMIŞLIĞI
Ömrü sadece on sekiz bahara sığdı. O, gençliğin en dinamik çağında, lise 3. sınıfta okuyan bir öğrenciydi. Ancak okul sıraları, onun için yalnızca ders kitaplarının değil, adanmışlığın da mekânıydı. Nabi Soylu, okulunda ülkücü öğrencilerin kararlı başkanıydı; gençliğin sesi, direnişin simgesiydi. Onun mesleği, sadece öğrenci olmakla sınırlı değildi; o, fikrinin ve inancının yılmaz neferiydi. Bedenen gençti, fakat taşıdığı ruh, çağının tüm zorluklarına göğüs gerecek kadar olgundu. Onun hayatı, vatanın istikbali için verilen sözün eyleme dönüşmüş haliydi.
HAKİKAT İÇİN SON YÜRÜYÜŞ
Takvim yaprakları, 1978 yılının Mart ayını gösteriyordu. Şehadetine sadece beş gün kalmıştı. O gün, mübarek Mevlid Kandili'nin manevi huzuru tüm Karaseke’yi sarmıştı. Nabi Soylu, bu kutlu günde davasına yoldaşlık eden arkadaşlarıyla birlikte camiye gitti; ruhunu ibadetle arındırdı, namazını eda etti.
Huzurla dolmuş bir yürekle, Ülkü Ocaklarının bulunduğu sokakta kısa bir süre sohbet etti. Omuzlarında taşıdığı görevi tamamlamış, gönlünde taşıdığı imanla arkadaşlarından ayrılıp evine doğru yola koyuldu.
Fakat karanlık, aydınlığın peşini bırakmıyordu. Nabi, Karakese Köprüsü’ne vardığında, vicdanını kaybetmiş, kalleşliğin gölgesinde pusuya yatmış komünist militanlar tarafından hedef alındı. Silahlar patladı. O yiğit yürek, kutsal bir geceden dönerken, en alçakça saldırıyla karşılaştı.
KAHRAMANLIĞIN SON 5 GÜNÜ
Göbeğinden aldığı kurşunlar, 18 yaşındaki bu genç bedeni yerle bir etti. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede, Nabi Soylu son kez hayatla ölüm arasındaki o ince çizgide direndi. Beş uzun, acı dolu gün boyunca, ülkesinin geleceği için attığı her adım gibi, yaşamak için de savaştı.
Ancak kader, ona şehadeti vaat etmişti. 07 Mart 1978’de, direnişin en güçlü olduğu yerde, komadan çıkamayarak fani dünyaya veda etti. Nabi Soylu, davasının ve inancının bedelini canıyla ödeyerek, ismini şehitler kervanına yazdırdı. O, bir öğrenci olarak girdi hayata; bir kahraman olarak ayrıldı. Cenazesi, doğduğu ve uğruna mücadele ettiği Hatay’ın Dörtyol ilçesine bağlı Karaseke Mahalle Mezarlığı’nda, milletin hafızasına gömüldü.
"Nabi Soylu, sadece on sekiz yaşında bir beden değildi; o, köprübaşlarında kurulan her pusunun karşısına dikilen, ölümsüz bir ruhun adıdır."