"Bazen en büyük kahramanlık, karanlık bir gecede, henüz açılmamış bir şafağı savunmaktır."
ADANMIŞ BİR RUH: AHMET ULUKÖK
Tarihin acımasız sayfalarında adı cesaretle yazılmış bir yiğit, Türk Milliyetçiliğinin ve ülkücü davanın sembol isimlerinden Şehit Ahmet Ulukök. Onun hikâyesi, sadece bir ölüm tarihi değil, uğrunda can verilen bir idealin destanıdır.
HİÇ SÖNMEYECEK OCAK: KİMLİĞİ VE YUVASI
O, Gaziantep’in asil topraklarında, Araban ilçesinde gözlerini açtı. Bu toprakların sırtına yüklediği o büyük sorumlulukla büyüdü. Geleceğin mimarı, nesillerin yetiştiricisi olmak için yola çıkmıştı. Gaziantep Eğitim Enstitüsü’nün sıralarında ilim tahsil eden bu genç adam, sadece akademik bir öğrenci değil, aynı zamanda Ülkü-Bir’in sarsılmaz bir üyesiydi. O, kalemiyle geleceği inşa eden, yüreğiyle milletine hizmet etmeye ant içmiş bir öğretmendi. Onun mesleği sadece tahtaya yazı yazmak değil, vatan sevgisini genç dimağlara nakşetmekti.
İDEALİN KALKAN VE KILIÇI
Ahmet Ulukök, 06 Mart 1977 tarihine dek, ülkücü gençlerin kaldığı ocakları sadece bir barınak değil, milletin ruhunun beslendiği kutsal bir mekân olarak görüyordu. Gaziantep’in kalbinde, Karşıyaka Mahallesi Tekel Caddesi üzerinde bulunan bu ev, onun ve arkadaşlarının umutlarını yeşerttiği, fikirlerini tartıştığı bir sığınaktı.
KARA GECENİN İHANETİ
Takvimler 06 Mart 1977’yi gösterirken, Gaziantep’in uykuda olduğu, en masum saatti. Saatler 03.00’ı vurmuştu. Gecenin bu en derin ve savunmasız anında, karanlığın pususuna sığınan hain bir el, ocağın, o kutlu yuvanın üzerine patlayıcıyı fırlattı.
Bu, bir kişiye veya bir eve yapılan basit bir saldırı değildi; bu, ülkenin yarınlarına, öğretmenlik mesleğinin taşıdığı ışığa ve gençliğin umutlarına yönelik bir suikast girişimiydi.
SON NEFES VE DESTANSI VEDA
Bomba, o kutsal mekâna isabet ettiğinde, kahramanlık sessizliğe büründü. Ahmet Ulukök, daha aydınlanacak binlerce zihnin öğretmeni, davasının fedaisi, o anda, ocağını koruma uğruna vücudunu siper eden bir kalkan oldu. Olay yerinde, saniyelik bir fedakârlıkla şehadet mertebesine yükseldi.
Ahmet Ulukök, şehit düştü. Ancak onun bu son adımı, yoldaşlarının yaşam kaynağı oldu. Patlamanın dehşetinden yaralı olarak kurtulan 5 arkadaşı, onun canı pahasına sağ kaldılar. O, bedeniyle bir sınır çizdi; geride kalan canları kurtardı.
Öğretmen Ahmet Ulukök’ün naaşı, doğduğu toprağa, Gaziantep’in Araban ilçesine getirildi ve milletinin dualarıyla toprağa verildi. O, bir idealin neferiyken, bir kahramanın sonsuz uykusuna daldı.
O, 06 Mart 1977 gecesi, sadece bir can vermedi; 5 arkadaşının geleceğini kurtararak, ülkücü hareketin kalbine silinmez bir cesaret mührü vurdu.
"Adı unutulsa bile, davası uğruna göğsünü gerenlerin fedakârlığı, nesiller boyu yankılanan bir çığlık olarak kalacaktır."