“Yiğit, en büyük ateşte dahi kardeşinin elini tutmaktan vazgeçmeyendir. İrfan, fedakârlığıyla Ankara’nın en karanlık gününe ışık tuttu.”
BİR YİRMİ YAŞ DESTANI
Tarih 06 Mart 1980’i gösterdiğinde, memleketin üzerine çöken kara bulutlar, sadece 19 yıllık ömrü olan bir genç adamın sarsılmaz duruşuyla aydınlanacaktı. O, sadece bir birey değil, inancının sarsılmaz kalesi, bir TÜRK MİLLİYETÇİSİ ve ÜLKÜCÜ ŞEHİT İRFAN TEKSEN’di. Doğduğu yerin bilinmezliği dahi, onun toprağa değil, kutlu bir davaya ait olduğunu gösteriyordu. O gün, Ankara’nın soğuk sokakları, onun adıyla yazılacak bir destana şahit olacaktı.
ANKARA’NIN VAKUR EVLADI
Ankara’nın kalbi olan Yenimahalle, Serpme Evler onun yuvasıydı. Genç İrfan, henüz hayatının baharında, Bayındırlık Bakanlığı’nda bir memur olarak milletine hizmet etme gayretindeydi. Masasındaki göreviyle, sokaktaki duruşu aynıydı: Vatanına adanmışlık. O, gürültülü çatışmalardan uzakta, alnının teriyle ekmeğini kazanan, fakat tehlike anında gözünü kırpmadan öne atılan sessiz kahramanlardan biriydi.
KARDEŞİNİN YASINDA NÖBET
O karanlık günün dehşeti, Yenimahalle 6. Durağa Yavuz Turhan’ın şehadet haberiyle çökmüştü. Bu zorlu anlarda, acının ve terörün kol gezdiği bu durakta, korku gölgelere saklanırken, İrfan Teksen merhametin ta kendisi oldu. Kendisinden sadece birkaç saat önce şehit düşen Yavuz Turhan’ın kederden yıkılmış kardeşini gördü. Kaçıp gitmek yerine, o ateş çemberine yürüdü. Teselli etmek, sırtını dayamak, yalnızlığın en büyük düşmanı olmak için oradaydı. O an, İrfan’ın yaptığı sıradan bir teselli değil, zulmün karşısında dikilen saf bir insanlık kalkanıydı. Kardeşlik yeminini, canı pahasına deklare ediyordu.
ALTINCI DURAKTA SON NEFES
İşte tam o fedakârlık anında, İrfan Teksen, kardeşine omuz verirken, adeta bir kahramanlık pozunda yakalandı. Onların yanından, vicdanın karardığı bir anda, bir askeri araç hızla geçti. İrfan’ın merhameti, cellatların hedefi oldu. Açılan menfur yaylım ateşi, doğruca kahramanlığın kalbine yöneldi. Sırtından aldığı sayısız kurşun, 19 yaşındaki bu yiğidi, teselli görevini yerine getirirken yere düşürdü.
İrfan Teksen, ülkücü kimliği ve kardeşlik sevgisi yüzünden şehadet şerbetini içerken, bu alçak eylemi gerçekleştiren silahsız bir gence kurşun sıkanlara daha sonra 250’şer lira gibi trajik bir mükafat verilmesi, o gün dökülen kanın ne denli ucuz görülmek istendiğinin acı bir belgesi oldu.
BİR MİLLETİN VEDASI
İrfan Teksen’in bedeni, Karşıyaka Mezarlığı'nın kutsal topraklarına tevdi edildi. Ancak o, sadece toprağa değil, tarihin şeref sayfalarına gömüldü. O'nun 19 yaşındaki gençliği, bir askeri aracın açtığı yaylım ateşiyle son bulsa da, durakta sergilediği merhamet ve cesaret, Ankara’nın o karanlık günlerinde bir yıldız gibi parlamaya devam etti.
“Onun hayatı 250 lira ile ölçülen bir kurşunla sona erdirilse de, İrfan Teksen’in kardeşlik için ödenen bedeli, bir milletin vicdanına yazılmış borçtur.”