"Bazı hayatlar, sadece var olmak için değil, bir bayrağın ebediyen dalgalanması için adanır."
---
SANCAĞIN YİĞİDİ: HASAN TARCAN
Hatay’ın bereketli topraklarında, Reyhanlı ilçesinin Aktaş köyünde filizlenen bir fidandı o. Adı, Hasan Tarcan. Ömrünün baharını henüz yirmi iki yaşında yaşarken, vatanına olan borcunu henüz yeni tamamlamıştı. Genç bir gazinin omuzlarındaki yorgunluk, yerini memleket aşkıyla yoğrulmuş bir mücadele azmine bırakmıştı. O, sadece bir eş değil, kısa süre içinde dünyaya gelecek bir çocuğun da babası olma heyecanını taşıyan bir kahramandı.
MÜCADELEYE ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Kırıkhan’ın Cumhuriyet Mahallesi’nde, yuvasının sıcaklığını kurmaya çalışırken, yüreğindeki sönmez ateş onu bir davaya adanmaya itti. Hasan Tarcan, sadece yurdu için savaşan bir nefer değil, aynı zamanda Kırıkhan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İlçe Yönetim Kurulu’nun cesur bir üyesiydi. Siyasi çalkantıların ülkeyi kasıp kavurduğu o zorlu dönemde, o, davasının sancağını en önde taşıyanlardan biri olmayı seçmişti. Geleceğe dair tüm umutlarını, vatana olan sadakati üzerine inşa etmişti. O dönemde, omuzladığı bu görev, sırtına nişan almış görünmez bir tehditti.
SON YÜRÜYÜŞ: 05 MART 1971
Takvimler, genç bir babanın hayatının son adımlarını atacağı o acı tarihi gösteriyordu: 05 Mart 1971.
O gün, her zamanki gibi, Kırıkhan Cumhuriyet İlkokulu yakınlarındaki caddede, yuvasına doğru yürüyordu. Bu, onun için sıradan bir eve dönüş yolculuğuydu; ancak karanlık zihniyetler, bu yolu bir pusuya çevirmişlerdi.
Vatanın birliği ve bütünlüğüne düşman olan bir grup komünist militan, pusu kurarak Hasan Tarcan’a alçakça saldırdı. O an, bir babanın evine yürüme hakkı, ülkesi için verdiği mücadele uğruna elinden alındı. Aldığı darbeler neticesinde, yürüdüğü cadde, onun şehadet meydanı oldu. Hasan Tarcan, sancağını yere düşürmeden, olay yerinde ruhunu teslim etti.
HATAY’IN İLK ŞEHADET MÜHRÜ
Hasan Tarcan, sadece yirmi iki yıllık bir ömür sürmüş olsa da, Hatay ili için tarihin akışını değiştiren bir kahramanlığın imzası oldu. O, Hatay’ın teröre kurban verilen ilk şehidi olarak tarihin altın sayfasına yazıldı.
O ayrıldıktan sonra, beklenen mucize gerçekleşti: Henüz göremediği kızı dünyaya geldi. Genç bir baba adayı olarak çıktığı yolda, evladına sadece şerefli bir isim bırakarak ebediyete intikal etti.
Kahramanlık sembolü olan aziz naaşı, Kırıkhan Asri Mezarlığı’nın şeref köşesinde toprağa verildi. Ancak adı, sadece toprağa değil, kendinden sonra gelen tüm nesillerin vicdanına ve hafızasına kazındı.
---
"O, Hatay semalarındaki ilk hilalin mührü oldu; ömrünü yirmi iki baharda tamamlayarak, ismini tarihin şeref defterine kanıyla yazdı."