"Bazı hayatlar sadece bir ömür değil, bir duruşun ve adanmışlığın mühürüdür; onlar, gelecek nesillere cesaretin ne demek olduğunu fısıldar."
ŞAFAK SÖKMEDEN YOLA ÇIKAN İDEALİST
Onun adı Nuri Biçim'di. Bu toprakların evladı, Ordu’nun Korgan ilçesinden kopup gelen, yüreği millet sevgisiyle yanan bir kahramandı. Daha 35 yaşındaydı; hayatının baharında, en üretken çağındaydı. O, sıradan bir vatandaş değil, inandığı değerlerin en büyük savunucularından biriydi; Ülkücü bir Türk Milliyetçisiydi.
MÜHENDİSİN KARARLILIK YEMİNİ
Nuri Biçim, yüksek tahsilini tamamlayıp Mühendis unvanını kazanmıştı. Önünde, refah ve konforla dolu parlak bir kariyer yolu uzanırken, o nefsine yenik düşmedi. Şehirlerin ışıltısını değil, doğduğu toprağın tozunu ve insanının alın terini seçti. Memleketine geri döndü, çünkü bilinci ve mesleki bilgisiyle kendi insanına hizmet etmeye adanmıştı.
Bu ulvi hizmet yolunda, Korgan MHP İlçe Teşkilatının ikinci başkanı olarak sancağı en ön safta taşıdı. O, sadece davasının değil, yuvasının da direğiydi; evliydi ve gözünün nuru üç fidanın babasıydı. Onun her adımı, ailesine ve milletine olan sonsuz sadakatin bir göstergesiydi.
KARA MART’IN ZULÜM GECESİ
Yıl 1980, tarih 01 Mart. Takvim yaprakları, vatanın üzerine çöken karanlık ideolojilerin şiddetini zirveye taşıdığı o zorlu dönemi işaret ediyordu. Akşam saatleri, yurdun üzerine çöken tehdidin en yoğun hissedildiği anlardı. Nuri Biçim, o akşam bindiği minibüste, her zamanki gibi milletinin geleceğine dair hayaller kuruyordu.
Ancak zulüm, en beklenmedik anda, en alçakça şekilde kendini gösterdi.
MİLLETE VEDA VE SON DURUŞ
İçinde bulunduğu minibüs, komünist militanlarca önü kesilerek zorla durduruldu. Karanlığın köpekleri, Nuri Biçim’i zorla araçtan indirdi. O an, o cesur mühendis, canından kıymetli bildiği davasından asla vazgeçmeyeceğini, dimdik duruşuyla gösterdi.
Zalimler, onurlu bir insanın son nefesini alçakça bir yöntemle söndürmek istediler: Onu yere yatırmaya zorladılar.
Fakat o an, Nuri Biçim’in fiziksel yenilgisi değil, ideallerinin ebediyete yükseliş anıydı. Kurşunlar, onun göğsüne saplandığında, o sadece 35 yıllık bir ömrü kaybetmedi; Türkiye Cumhuriyeti, kendi insanına hizmet etmeyi namus bilmiş bir mühendisini, üç çocuğun kahraman babasını, bir direnişçisini şehit verdi. Ordu toprağı, 01 Mart 1980’de Nuri Biçim’in kanıyla sulandı ve onun fedakârlığı bir destan olarak yazıldı.
"O, 1980’in karanlık rüzgârlarına karşı duran, mesleğini ve hayatını millete adamış bir mühendis, adı unutulmayacak olan Korgan'ın fedakâr evladı, cesaretin ta kendisiydi."