"Vatan, kendisinden vazgeçenlerin değil, her şeyi bırakıp gelenlerin omuzlarında yükselir. Gülbek Karataş, özgürlüğe 20 gün kala şehadet makamına yürüyen bir borç ödeyicisiydi."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİN ÇAĞRISI
O, Erzurum’un dondurucu rüzgârlarında, yüksek dağlarının sarsılmaz karakteriyle yoğrulmuştu. Tortum ilçesine bağlı Karlı köyünün bir evladı, 1980 yılının karanlık günlerinde, henüz 23 yıllık ömrüne sığdırdığı büyük bir adanmışlıkla anılacaktı. Adı Gülbek Karataş’tı. Tıpkı doğduğu topraklar gibi, onun duruşu da sağlam ve ödünsüzdü.
GURBETTEN KUTSAL NÖBETE DÖNÜŞ
Gurbet ellerde, Almanya’da bir işçi olarak çalışmanın zorlu yolunu seçmişti. Maddi imkanların cazibesi, birçok genci anavatandan uzak tutarken, Gülbek’in yüreğindeki vatan borcu sesi daha gürdü. 1978 yılının son ayları geldiğinde, bütün dünyevi hesapları bir kenara bıraktı. O, yeminine sadık kalmak ve milletine olan kutsal görevi yerine getirmek için, okyanusları aşarak Türkiye’ye geri döndü. Tek bir amacı vardı: Askere gitmek.
ADANMIŞLIK ÇİZGİSİ: ZORLU VAZİFE
Gülbek Karataş, vatani görevini, dönemin en kritik cephelerinden birinde, Adana’da Sıkıyönetim Savcılığı’nda görevli bir er olarak ifa ediyordu. 1980 yılı, ülkenin en çalkantılı, en tehlikeli ve en çok fedakârlık bekleyen zamanlarıydı. O, cephede değil, ülkenin kalbinde yükselen kaosa karşı bir kale gibi duruyordu. Her gün, görev zırhını kuşanarak, düzeni sağlamanın onurunu taşıyordu.
SON MÜCADELE VE BİR KAHRAMANIN VEDASI
Takvimler 26 Şubat 1980 Salı gününü gösteriyordu. Öğleden sonra, saatler 16.25’i vurduğunda, Adana’nın Yüreğir ilçesi Anadolu Mahallesi’nde, Gülbek ve arkadaşları büyük bir başarıya imza attılar. Hainliğin ve yıkımın peşinde koşan kaçak bir komünist militanı kıskıvrak yakalamışlardı. Görev tamamlanmış, tehlike bertaraf edilmişti. Askeri araca binmek üzereyken, zaferin rehavetine kapılmaya fırsat bulamadılar.
Karanlık, kalleş bir pusu aniden çöktü. Dört komünist militan, sinsice kurdukları tuzakla, otomatik silahların namlularından öfke saçtı. O an, bir kahramanlık destanına dönüştü. Gülbek Karataş, yanında yiğit arkadaşı İlbey Güneş ile birlikte, hain kurşunlara karşı dimdik durdu. Onlar, en son nefeslerine kadar görevlerinin başında kalarak, teslimiyet nedir bilmediler.
Gülbek’in ruhu, tam da en büyük hayaline kavuşmasına, tezkeresine, yani özgürlüğüne sadece yirmi gün kala göklere yükseldi.
ŞEHADETİ VE EBEDİ DÖNÜŞ
O gurbet ellerden, sadece vatan borcunu ödemek için dönen yiğit er, 26 Şubat 1980’de şehitlik mertebesiyle taçlandırıldı. Gülbek Karataş’ın aziz na’şı, Erzurum’un Tortum ilçesi Karlı köyüne, doğduğu topraklara, görkemli bir askeri törenle emanet edildi. O, 23 yaşında, isimsiz bir kahraman olarak milletin hafızasına kazındı.
"Bir kahraman, hayatının değil, yeminine adadığı son nefesinin sahibi olur. Gülbek Karataş, 20 günlük özgürlüğü, sonsuzluğa değişti."