"Bazı ruhlar, fırtınanın en şiddetli anında dahi barışın fenerini taşır; Fahrettin Aksoy’un kısa ömrü, bu fenerin ta kendisiydi."
KİMLİK VE YÜREĞİN TEMİZLİĞİ
Malatya’nın kutlu topraklarında doğan bir fidan, 18 yaşının baharında, vatanın en zorlu sınavında dimdik duran bir sese dönüştü. O, sadece Malatya Fatih Lisesi’nden mezun olmuş genç bir vatan evladı değil, aynı zamanda Ülkücü hareketin cesur ve sıcakkanlı neferiydi. Fahrettin Aksoy, ömrünün en parlak çağında, henüz on sekizinde, çalışkanlığı ve sarsılmaz dürüstlüğüyle tanınan bir kahramandı. Onun kimliği; Türk milliyetçiliğinin yürekten hissedilen bir yeminiydi.
MALATYA’DAKİ ATEŞ ÇEMBERİ VE BARIŞ ELÇİSİ
Yetmişli yılların sonu, memleketin üzerine karanlık bir gölge gibi çökmüştü; kardeşi kardeşe düşürmek isteyen hain eller Malatya’yı fitnenin merkezine dönüştürmek istiyordu. Şehrin huzurunu bozmak, Alevi-Sünni çatışması adı altında bir iç savaşı tezgahlamak isteyenler pusudaydı. İşte tam bu karanlığın ortasında, 18 yaşındaki Fahrettin Aksoy, korkusuzca öne atıldı.
O, eline silah almak yerine, sözü ve duruşuyla çatışmayı önlemeyi seçti. Her iki tarafı da uyaran, barışı ve birliği savunan çalışmalarıyla, nefret tohumlarını ekmek isteyenlerin karşısına çelikten bir irade koydu. Fahrettin, ülkücülüğü sadece bir duruş değil, aynı zamanda insanları birleştirme sanatı olarak görüyordu. O, Malatya’nın vicdanıydı, birliğin son kalesiydi.
24 ŞUBAT 1980: VAZİFENİN SON ADIMI
24 Şubat 1980 Pazarı, Malatya semalarında masumiyet ve ihanetin karşı karşıya geleceği o hazin gün olarak tarihe yazıldı. Fahrettin Aksoy, hayatın en saf ve en kutsal eylemi için yola çıkmıştı: Namazını kılmak üzere, İtfaiye Meydanı yakınlarındaki camiye doğru yürüyordu.
Ancak bu onurlu yürüyüş, Malatya’nın karanlık yüzü tarafından kesildi. Tam da en savunmasız, en masum anında, sinsi bir pusu devreye girdi.
ŞEHADETE YÜRÜYÜŞ
Barışı savunan bir yiğit, arkasına gizlenmiş bir hainlik tarafından hedef alındı. CHP Malatya İl Yönetim Kurulu üyesi olan Avukat Süer Kalkan’ın elinden çıkan kurşunlar, Malatya’nın birliği için atan genç bir yüreği hedef aldı. İlk ateşle birlikte, hayatının baharındaki Fahrettin Aksoy, savunmasız bir şekilde yere düştü.
Bu, bir çatışma anı değil, soğukkanlı bir infazdı. Kalkan, yetinmedi. Yerde yatan, vatanın birliği için mücadele eden bu 18 yaşındaki yiğidin yanına yaklaştı ve kahramanlığın başını, bilincin son kalesini hedef alarak ikinci kez ateş etti. Fahrettin Aksoy, o an sadece bedenen düşmedi; o an, Malatya’nın vicdanına ateş edilmiş oldu.
Fahrettin Aksoy; 24 Şubat 1980’de, namazına giderken, vatanı bölmek isteyenlerin kurşunuyla, barışı tesis etme yolunda şehitlik mertebesine yükseldi. Onun kanı, Malatya’nın birliğe olan hasretinin son mührü oldu.
"On sekiz yıllık ömrü, bir destanın sadece önsözüydü; geride bıraktığı sessiz yemin ise, vatanın bölünmez bütünlüğü için nesiller boyu sürecek bir uyanıştır."