"Bazı hayatlar uzun yaşanmak için değil, tek bir anlık cesaretle ebedi bir destan yazmak için vardır."
KİMLİK VE ADANMIŞLIĞIN GENÇ YÜREĞİ
Gaziantep topraklarında, 1960 yılının umutlu sabahlarında doğdu. Adı Mehmet Şerif Özçubukçu’ydu. Henüz lise son sınıf öğrencisiydi; hayatının en parlak, en üretken çağının eşiğinde duruyordu. Kalbinde taşıdığı ülkü, onu sıradan bir öğrenciden, milletinin geleceğine adanmış bir nefer kılıyordu. O, beş kardeşin en küçüğüydü, fakat Kozanlı Mahallesi’ndeki evlerinde yoğrulan idealist ruh, kardeşleri gibi onu da davaya çağırmıştı. Bu, bir ailenin yalnızca kan bağıyla değil, aynı zamanda milli bir ülkü etrafında kurduğu şerefli bir cepheydi.
GAZİANTEP’TEN YÜKSELEN GENÇ SES
Mehmet Şerif, gençliğin tüm enerjisini ve inancını sinesinde taşıyarak, 1970’lerin karmaşık ve tehlikeli atmosferinde duruşunu bozmadı. O, sadece ders kitaplarıyla değil, aynı zamanda vatanın kaderiyle de hemhal olan bir öğrenciydi. Gaziantep, yalnızca doğduğu şehir değil, aynı zamanda inandığı değerler uğruna savaş verdiği mevzisiydi. O, henüz 18 yaşındayken, gençliğin baharını feda etmeye hazır bir milliyetçilik bilinciyle yaşıyordu. Onun hayatı, bir gencin nasıl bu kadar büyük bir sorumluluğu omuzlayabileceğinin destansı kanıtıydı.
24 ŞUBAT 1978: SON YÜRÜYÜŞÜN KARARLILIĞI
Takvimler 24 Şubat 1978 Cuma gününü gösterdiğinde, Gaziantep'in Kozanlı Tepebaşı mahallesinde, bir yiğit son adımlarını atıyordu. Sabah saat 11.30 sıralarında, Mehmet Şerif, bir ülküdaşının yanına doğru ilerlerken, karanlık zihniyetlerin kurduğu pusudan habersizdi. O, kardeşliğin ve davanın gereğini yapmak üzere yürürken, Amerikan Hastanesi yakınlarında, komünist militanlar tarafından hedef alındı.
Bu bir çatışma değil, namertçe bir saldırıydı. Hain mermiler, ülkücü genci, henüz rüyaları bile tamamlanmamış genci hedef aldı. Mehmet Şerif, gençliğinin baharında, inancı uğruna ödediği en ağır bedeli, düştüğü o Antep toprağında verdi. Bu an, sıradan bir olayın kaydı değil, bir millet sevdalısının, hainliğin ve düşmanlığın karşısında dimdik duruşunun mühürlendiği andı.
ŞEHADETİN ÖLÜMSÜZLEŞMESİ VE EBEDİ İSTİRAHAT
Ağır yaralanmasına rağmen hızla Devlet Hastanesine kaldırıldı; ancak, gençliğinden aldığı kurşun yaraları, ruhunun ulviyetini durduramadı. Mehmet Şerif Özçubukçu, 18 yaşında, inandığı değerler uğruna gözünü bile kırpmadan canını feda ederek şehitlik mertebesine yükseldi.
Kısa sürdü bu fani hayat; ancak geride bıraktığı miras, Gaziantep topraklarında ebediyete kazındı. Cenazesi, doğduğu ve uğruna şehit düştüğü o mübarek topraklarda, Gaziantep'te toprağa verildi. O, bir öğrenci olarak başladı, bir kahraman olarak tamamladı.
"Bazı insanlar sadece yaşar; bazıları ise, Mehmet Şerif gibi, şehit düştükleri gün bile, kendilerinden sonra gelen nesillerin yürüyeceği yolu aydınlatır."