"Bazı ruhlar, vatanın defteri kapanmasın diye, kendi hayatının en parlak sayfasını kanlarıyla yazar."
KİMLİĞİ VE İDEALİN GÖLGESİ
Tarih 20 Mart 1978’i gösterdiğinde, Anadolu’nun ruhuna damgasını vuran bir yiğidin adı şehadetle anılacaktı: ÖMER ERTAN GENİŞHAN. Konya’nın bereketli toprakları, Ereğli ilçesi, bu aziz kahramanın doğum yeriydi. O, sadece bir isim değil, Türk Milliyetçiliği davasının en sarsılmaz savunucularından biri, bir Ülkücü Şehitti. Yaşadığı çağın karanlık ideolojik fırtınalarına karşı dimdik durmuş, bu toprakların geleceği için canını ortaya koymuştu.
FİKİR SİPERİNDE BİR MÜCAHİT
O’nun mesleği, sıradan bir kazanç kapısı değildi; O’nun mesleği, ülküye adanmışlıktı. Ömer Ertan Genişhan, kitap okumayı tutkuyla seven, bilginin ışığını ocağında yakan bir gönül eriydi. Ülkü Ocaklarından bir an olsun ayrılmazdı. Ocaklar, O’nun siperi, kalesi ve davasının filizlendiği kutsal topraktı. Karanlık, sokaklarda kol gezerken, o elinde kitap, zihninde vatan sevdasıyla, sessiz bir savaşın en ön cephesinde duruyordu: Fikirlerin ve ideallerin çelikleştiği cephede.
KONYA’DA BİR ATEŞ ÇEMBERİ
Olayların yaşandığı yer, kadim şehir Konya idi. 1978 yılı, memleketin üzerine kâbus gibi çöken hain planların ve pusuların yılıydı. Ömer Ertan Genişhan, omzunda taşıdığı davanın ağırlığını biliyor, geleceğe dair inancını asla yitirmiyordu. Ancak fedakârlığın bedeli, her zaman en ağır şekilde ödenir.
19 MART: SON ADIM VE VURULAN PUSU
19 Mart akşamının geç saatleriydi. Hava, yaklaşan tehlikenin soğukluğunu taşıyordu. Ömer Ertan Genişhan, yanındaki ülküdaşıyla birlikte, inancının yolunda yürürken, namertliğin en alçakça saldırısına hedef oldu. Komünist militanlar, fikir gücüyle yenemedikleri gençlere karşı, bıçakların soğuk ve keskin ihanetini kullandılar.
Bu, eşitlerin mücadelesi değildi; bu, inançla öfkenin, cesaretle korkaklığın çarpışmasıydı. Ömer Ertan Genişhan, kendisine yönelen bu hunharca saldırı karşısında davasının onurunu korudu. Ağır yara aldı; vücudundaki her bir bıçak darbesi, milletine olan bağlılığının mühürüydü.
ŞEHADET VE EBEDİ YÜKSELİŞ
Kanlar içinde, bilincinin son kırıntılarıyla Ereğli Devlet Hastanesine kaldırıldı. Doktorlar, yarasının derinliği karşısında çaresiz kaldılar. Ömer Ertan Genişhan, tüm müdahalelere rağmen, o uzun ve acılı gece boyunca hayatla pençeleşti.
Ancak takvimler 20 Mart gününün sabahını gösterdiğinde, mukadderat gerçekleşti. Türk milliyetçiliğinin o parlak yıldızı, daha fazla dayanamayarak, ruhunu teslim etti ve Şehitlik mertebesine yükseldi.
Ömer Ertan Genişhan, sadece bedenen aramızdan ayrılmıştı. Onun davası, inancı ve cesareti, dökülen kanıyla mühürlenerek, Ereğli şehir mezarlığının sonsuzluğa uzanan toprağına emanet edildi. Orada, doğduğu topraklarda, Türk milletinin vicdanında ebediyen yaşamaya başladı.
"Bazı ölümler, sadece bir mezar taşı bırakmaz geriye; nesiller boyu sürecek bir ahitleşme, bir destan ve bir uyanış bırakır."