"Bazı hayatlar, kalemle kitap arasında değil; imanla pusunun kurulduğu yol arasında tamamlanır. Fevzi Nuraydın, o yola yürüdü."
VATANIN FİLİZLENDİĞİ OCAK
Kars... Soğuk coğrafyanın sıcak yürekli evladıydı o. Fevzi Nuraydın. Yirmi iki yıllık kısa ömrüne, memleket sevgisini, eğitimi ve büyük bir sorumluluğu sığdırmış olan kutlu bir isim. Kars’ın Ortakapı mahallesinde, sadece 22 yaşındayken, sadece bir öğrenci değil, aynı zamanda bir baba, iki çocuğun emanet edildiği bir direk vazifesi görüyordu. O, hayatın en zorlu denkleminde duruyordu: Ailesinin sıcak yuvası ile milletinin adanmışlık cephesi arasında.
İLİM YOLUNDA, ÜLKÜ UFKUNDA
Dedekorkut Eğitim Enstitüsü’nün son sınıfında okuyordu. Eğitimin kutsallığına inanan, bilgiyle ülkesini aydınlatmaya ant içmiş bir gençti. Ancak o yıllar, sadece ders kitaplarının değil, aynı zamanda çelikten bir iradenin de sınandığı çetin bir dönemdi. O, geleceği inşa etmenin yolunun sadece sınıflardan geçmediğini biliyordu; zorbalığa karşı duruş gerektiriyordu.
KARS ÜZERİNDEKİ KARA GÖLGE
1979 yılının kış güneşi Kars'ı ısıtmaya yetmiyordu; şehir, sık sık tekrarlanan saldırıların ve çatışmaların kara gölgesi altındaydı. Ülkücü hareketin davası, her an hedef haline geliyordu. Ancak bu tehdit, sadece Kars’taki kahramanları değil, tüm ülküdaşlarını birleştiriyordu. Erzurum Atatürk Üniversitesinden gelen ülküdaşları dahi, Kars’taki kardeşlik nöbetine omuz vermeye gelmişlerdi. Bu, kişisel bir kavga değil; bir idealin korunma savaşıydı.
FEDAKÂRLIĞIN SON ADIMI
O karanlık gün de, beklenen haber geldi: Yeni bir saldırı girişimi kapıdaydı. Kars’taki Ülkücüler, panik yerine kararlılığı seçtiler. Toplandılar, istişare ettiler ve o an için en hayati kararı verdiler: Güçleri birleştirmek, bir arada kalmak ve okullarına birlikte yürümek.
Fevzi Nuraydın, o an, geri dönüp çocuklarına sarılabilirdi. Ama o, ülküdaşlarının yanında olması gerektiğini biliyordu. Hızlandı, yürüyüşe başlayan yoldaşlarına yetişmeye çalışıyordu. Her adımında, ailesini geride bırakmanın ağırlığı, davasına olan sadakatiyle çarpışıyordu. O, bile bile, tehlikenin merkezine doğru koşuyordu.
21 ŞUBAT: ŞAHADETİN MÜHRÜ
Ancak karanlık, pususunu kurmuştu. Komünist militanlar, Kars’ın o yollarında, namertçe bekliyorlardı. Arkadaşlarına yetişmeye çalışan, ailesinden aldığı güçle ideale yürüyen kahraman, birdenbire kurşun yağmurunun hedefi oldu. Bu, bir çatışma değil; adanmış bir ruha karşı kurulan kahpe bir pusu idi.
Fevzi Nuraydın, son adımlarını atarken bile geri çekilmeyi düşünmedi. 22 yaşının baharında, Dedekorkut’un genç fedaisi, iki çocuğun babası, düşmanın kurşunlarıyla değil, adanmışlığının ateşiyle yüceldi. O, okuluna varamadan, şehadet makamına ulaştı. Kars’ın sokakları, 21 Şubat 1979 günü, bir yiğidin kanıyla ebediyete yazıldı.
"O gün Kars'ın karlı sokaklarında değil, milletin gönül defterine ebedi bir mühür vuruldu. 21 Şubat 1979: Bir kahramanın son adımı, binlerce adanmışlığın başlangıcıdır."