"Bazı insanlar sadece yaşamaz; adanmışlıklarının mührünü, zulmün en keskin olduğu anda, alın yazısı yerine zamana kanlarıyla yazarlar."
KİMLİĞİ VE BİR SOYUN MİRASI
O, bir destanın sıradan bir kahramanı değildi; o, kökleri derinlere inmiş bir inancın, 47 yıllık sarsılmaz bir çınarıydı. Adı İsmet Yılmazel’di. Serhat şehrinin, Kars-Kağızman’ın topraklarından doğmuştu. Mesleği, günlük hayatın sükuneti içinde bir Banka memuru olmakla sınırlı görünse de, onun asıl kimliği, uğrunda yürüdüğü büyük davanın isimsiz neferi olmaktı.
Yılmazel ailesi, bir inanç kalesiydi. Dedesi Himmet Yılmazel’den, Adalet Partisi il başkanlığı yapmış olmanın gururunu devralmıştı. Oğlu Adnan Yılmazel, Kars’ın ilk Ülkücülerinden olarak Makine Mühendisler Odası İl Başkanlığı gibi kritik görevlerde yer alırken, ailenin diğer fertleri de çile çekmekten geri durmadı. Kardeşi İsmail Yılmazel, devrimci-solcu komünistlerin alçak iftiraları yüzünden 17 yıl boyunca vatanında kaçak dolaşmak zorunda kaldı; diğer kardeşi Sinan Yılmazel ise 7 yılını ülkücülük davasından zindanlarda geçirdi. Bu aile, bir davaya sadece hizmet etmemiş, bedel ödemiş, dağılmadan dimdik durmuştu. İsmet Yılmazel, bu onurlu mirasın ve çetin mücadelenin tam kalbinde, yılmaz bir nefer olarak duruyordu.
SERHAT ŞEHRİNİN KANAYAN YÜREĞİ: KARS 1979
Tarihler 1979’u gösterirken, Kars, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadim Serhat Şehri, karanlık bir çemberin içine hapsedilmişti. Bu coğrafya, komünist örgütler tarafından adeta "kurtarılmış bölge" ilan edilmiş, zulmün ve terörün hüküm sürdüğü bir alana dönüşmüştü. O günlerde Kars’ta bir Türk Milliyetçisi ve Ülkücü olmak, her an namlunun ucunda yaşamaktı.
Komünist militanlar, dönemin CHP iktidarından ve POL-DER’li polis teşkilatından aldıkları cüretle, cesaretleri zirveye çıkmış, her gün Ülküdaşlarımıza yönelik saldırılarını artırmışlardı. İsmet Yılmazel, bu kuşatma altında, her sabah İş Bankası’ndaki mesaisine, o akşam şehit edilebileceği bilinciyle yürüyen bir fedaiydi. O, sadece bir memur değil, bayrağın Kars’ta düşmesine izin vermeyen son direniş hattının bir parçasıydı.
SON MESLEK VE EBEDİ YOLCULUK
19 Şubat 1979 akşamı geldiğinde, İsmet Yılmazel, bankadaki mesaisini tamamladı. O gün, onun için sadece bir iş günü sonu değil, vatanına ve davasına attığı son imza olacaktı. Saatler, onun ölümsüzlüğe yürüyeceği anı sayarken, Ülküdaşımız, her günkü güzergâhı olan Kazım Karabekir Caddesi’nde yürümeye başladı.
Bu cadde, Kars’ın merkezinde, onun inancının sınandığı, ancak asla eğilmediği topraklardı.
HAİNLİK ÇEMBERİ VE EFSANENİN DOĞUŞU
Pusu kurulmuştu. Onlar, birkaç masum Ülkücünün daha katili olmaktan çekinmeyen, karanlıkta gizlenen iki devrimci-solcu komünist militandı. Korkaklığın en alçakça yolu seçilmişti: Çapraz ateş.
47 yaşındaki İsmet Yılmazel, Kazım Karabekir Caddesi’nde, davasına adadığı hayatının son anlarında, hain bir pusuyla yüzleşti. Silahsızdı, sivil bir memurdu, ancak yüreğinde taşıdığı inanç, çelikten daha sağlamdı.
Açılan çapraz ateş sonucu, İsmet Yılmazel o an yere yığıldı. 19 Şubat 1979 günü, Serhat Şehri Kars, sadece bir evladını kaybetmedi; haksızlığa karşı dimdik durmanın, zulme boyun eğmemenin destansı bir örneğini kazandı. O, inancının bedelini, hayatının son nefesiyle ödedi ve mübarek kanıyla, mücadelesinin şehadet mührünü tarihe vurdu.
"O, sadece bir memur değildi; Kars’ın karanlık gecesinde, ailesinden aldığı sarsılmaz inançla, milletinin hafızasına kazınan, sönmez bir fedakârlık meşalesiydi."