"Adanmış bir ruhun hikayesi, takvim yapraklarından çok, geride bıraktığı izlerle ve attığı son adımla yazılır."
DOĞDUĞU TOPRAKLARIN YİĞİDİ
Anadolu'nun kadim ve çilekeş toprağı Yozgat'ın, Yenifakılı ilçesine bağlı Bektaşlı köyünden yükselen bir yıldızdı o. Şerafettin Çankaya. Altı kardeşin arasında, evin ikinci evladı olarak sorumluluk ve sadakat ruhuyla büyümüştü. O, sadece bir köy çocuğu değil, köklerinin gücünü omuzlarında taşıyan, 31 yıllık kısa ömrüne büyük bir vazife sığdırmış bir kahramandı.
EĞİTİM VE ADANMIŞLIK YILLARI
Bektaşlı Namık İlkokulu’nda yaktığı ilk ışık, onu kararlılıkla Boğazlıyan Ortaokulu’na, ardından memleketinin ufkunu zorlayan Kayseri Lisesi’ne taşıdı. Bu eğitim yolculuğu, onun sadece okuryazar olmasını sağlamadı; devlete ve millete hizmet aşkını perçinledi. Zira o, devletinin bir memuru olarak, vatanın kılcal damarlarına hayat veren bir nefer olmayı seçmişti.
İSTANBUL'DA BİR YUVA VE VAZİFE
Genç yaşında büyük sorumluluklar alan Şerafettin, yuvasını İstanbul’un kalabalık karmaşasında, Şişli Kuştepe mahallesinde kurmuştu. Evliydi ve iki küçük evladın gururlu babasıydı. İstanbul Şişli Osmanbey PTT’sinde yürüttüğü memuriyet görevi, onun için sadece bir iş değil, halkına ve devletine karşı duyduğu büyük bir bağlılığın günlük tezahürüydü. O, ailesi için kurduğu huzurlu hayatı, vatan için üstlendiği çetin görevle dengelemiş, tehlikenin kol gezdiği o zorlu yıllarda bile duruşundan taviz vermemişti.
KADERİN KESİŞTİĞİ GÜN: 14 ŞUBAT 1980
Takvimler, sevgi ve umutla anılması gereken bir günü, 14 Şubat 1980 Perşembe’yi gösteriyordu. Ancak o gün, Şerafettin Çankaya için bir ihanet ve kan günü olacaktı. Görevini bitirmiş, hayatın olağan akışı içinde, ailesinin huzuruna dönmek üzereyken, Kuştepe mahallesi pazar yerinde karanlık bir pusu kuruldu.
Dört kişilik gözü dönmüş MLSP/B militanının hedefindeydi. Bir memurun, bir babanın, bir vatan evladının bu alçakça saldırıda hiçbir kaçış şansı yoktu.
BİR VATAN İÇİN SON NEFES
O an, sıradan bir sivil çatışmanın çok ötesindeydi; o an, cesaretin teröre karşı durduğu, fedakârlığın en keskin sınavıydı. Şerafettin Çankaya, hain bir pusu sonucu çapraz ateşe tutuldu. Karanlık, onun adanmış yüreğine tam 26 kurşunla saldırdı. Sayı, bir kişinin taşıyabileceği nefreti ve şiddeti aşan bir büyüklükteydi. Olay yerinde, vakur bir direnişin ardından, görev başında şehit düştü.
Vücuduna isabet eden her bir kurşun, onun vatan sevgisinin ve duruşunun bedeli oldu. Şerafettin Çankaya, geride bıraktığı iki evlat, eşi ve altı kardeşinin acısıyla beraber, ideallerini uğruna can verdiği toprağa emanet edildi.
Cenazesi, yola çıktığı ilk durak olan Yozgat ilimizin Yenifakılı ilçesine bağlı Bektaşlı köyüne taşındı. O, İstanbul’da şehit düşmüş olsa da, ruhu ve bedeni ait olduğu Anadolu’nun bağrında, doğduğu topraklarda sonsuzluğa uğurlandı.
"Bazı insanlar sadece yaşamaz, onlar birer sancak olur. Şerafettin Çankaya, sadakatin ve cesaretin Yozgat’ta açan, İstanbul semalarında dalgalanan ebedi sancağıdır."