"Bazı yollar vardır; betonun değil, çelikleşmiş bir imanın harcıyla inşa edilir. Mahmut Görgülü, o yolu canıyla mühürledi."
KİMLİK: ADANMIŞLIĞIN HASKOY’DA YAZILAN İLK SATIRI
Ankara. Bir kent ki, 12 Şubat 1980 tarihinde, çelikten ideallerin en ağır bedelini ödedi. O tarihte adı tarihe kazınan kahraman, Mahmut Görgülü'ydü. Ne bir kumandan, ne bir siyasetçi; o, yüreğindeki imanla ülkücü duruşunu birleştiren, Ankara’nın Hasköy Yıldız Mahallesi’nde hayat süren bir emekçiydi. Onun hikayesi, sıradan bir hayatın, nasıl destansı bir fedakârlığa dönüştüğünün en yürek burkan kanıtıdır.
EMEĞİN VE İDEALİN SANCILI YOLCULUĞU
Mahmut Görgülü, elinin nasırları ile ruhunun temizliğini taşıyan bir işçiydi. İmar ve İskân Bakanlığı'na bağlı Beton Prefabrik Atölyesi’nde çalışıyordu; ülkenin geleceğini beton bloklar üzerine inşa ederken, aynı zamanda MİSK’e bağlı Köy YSE İş Sendikası çatısı altında, emeğin ve milli duruşun hakkını savunuyordu. O, sadece fiziksel bir işçi değildi; o, Türkiye’nin zor zamanlarında, alın teri dökerek davasına sahip çıkan, sessiz ama sarsılmaz iradenin simgesiydi. Onun mesleği, bir mücadelenin aracı, ekmek teknesi ise bir direnişin mevzisiydi.
KARANLIĞIN PUSU KURDUĞU AKŞAMÜZERİ
O, omuzlarında günün yorgunluğunu ve yüreğinde ülkücü sorumluluğun ağırlığını taşıyarak, yoldaşı Hasan Şahin ile birlikte iş çıkışı evine doğru yürüyordu. İki ülküdaş, Hasköy’ün sokaklarında adımlarını atarken, sadece evlerinin sıcaklığına kavuşmayı değil, yarının mücadelesine hazırlanmayı da düşlüyorlardı. Ancak o dönem, ideal uğruna atılan her adımın, aynı zamanda bir hedefe dönüşebileceği kahpe bir zamandı.
Gölgelerin derinleştiği akşamüzeri, soğuk bir tehdit onları takip etmeye başladı. Mercedes marka bir araç, kararlılıkla yürüyen iki ülküdaşın peşine takılmıştı. Bu, sıradan bir takip değil, karanlığın adaletsiz hükmüydü.
SON NEFES, SON DİRENİŞ
Ve sonra, hainlik kendini gösterdi. Takip eden araçtan, ülkücü duruşun bedelini ödetmek istercesine ateş açıldı. Mahmut Görgülü ve yol arkadaşı Hasan Şahin, bu alçak saldırı sonucu ağır yaralandılar. Onlar, ne bir cephede ne de bir kavgada, sadece ekmeklerinden ve davalarından dönerken vuruldular.
Hızla SSK Hastanesine kaldırıldılar. Hayatlarının son direnişi, hastane koridorlarında, beyaz mermer zeminler üzerinde başladı. Ameliyathaneye alınma anına kadar süren o son saniyeler, onların inançlarının ne denli büyük olduğunu gösteriyordu. Mahmut Görgülü, yaralı bedeninin son enerjisiyle hayata tutunmaya çalışırken, ameliyata alınacakları an, fedakârlığın en ağır faturası kesildi. Mahmut Görgülü ve ülküdaşı Hasan Şahin, daha neşter değmeden, davanın ve milletin uğruna şehadet mertebesine eriştiler. 12 Şubat 1980, Ankara’nın soğuk bir akşamında, bir işçinin kanıyla imzalanan ebedi bir destana dönüştü.
"Mahmut Görgülü, sadece bedenini değil; alın terini, yuvasına olan özlemini ve yarım kalan bütün düşlerini de kutsal bir idealin mihrabına sundu. Onlar, gittikleri yolda düşenler değil, o yolu sonsuza dek aydınlatan meşalelerdir."