"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; adanmışlık, inanç ve kanla bir milletin şeref defterine yazılır."
DOĞUŞ VE YÜREĞİNDEKİ YEMİN
O, sadece bir esnaf değildi; Adıyaman’ın kadim toprağı, Besni ilçesinin Suvarlı Köyü’nden fışkıran bir direniş timsaliydi. Türk Milliyetçiliği davasına hayatını adamış, davasını yüreğinin en kutsal köşesinde taşıyan Ülkücü bir neferdi: Nuri Yaşar. 41 bahar görmüştü bu dünyada, ancak her geçen yıl, onun Gaziantep’in çetin sokaklarında yürüttüğü mücadeleyi daha da derinleştirmişti. Evliydi; ailesi vardı, ama onun için vatan aşkı, taşıdığı en büyük sorumluluktu.
MÜCADELEYE ADANAN ÖMÜR
Gaziantep’in karmaşık ticaret hayatında toptancılık yaparak rızkını kazanıyordu. Ancak onun asıl cephesi, MHP Merkez İlçe Teşkilatı Başkanlığı makamında yeşeriyordu. O, sadece bir yönetici değil, fikirlerinin ve inancının sarsılmaz kalesiydi. Kültürlü bir insandı; okumayı severdi. Çünkü biliyordu ki, karanlıkla savaşmanın yolu önce zihni aydınlatmaktan geçerdi. O, ticari hayatının yoğunluğuna rağmen, davasının feneri olmayı seçmiş, etrafındaki ülküdaşları için bir rehber ve tehlikelere karşı dik duran bir duvar olmuştu.
ŞAFAKTA YAZILAN KADER
Takvimler 9 Şubat 1980’i gösterdiğinde, Gaziantep o kış sabahına henüz uyanıyordu. Saatler 08:30 sırlarını vurduğunda, Nuri Yaşar, her zamanki gibi, Yeni Hal civarındaki toptancı dükkânının kapısını açıyordu. Bu, sıradan bir iş günü başlangıcı değil, bir kahramanın kaderine doğru attığı son adımdı.
O, tehlikenin kol gezdiği o çalkantılı yıllarda, inancını dükkânının kepengine değil, alnına yazmış bir adamdı. Bu cesaretin bedeli, ne yazık ki, hazırlıksız bir anda ödendi. Tarih, hainliğin ve kalleşliğin anını kaydederken; iki Komünist militan, pusu kurarak, savunmasız kalan Ülküdaşımıza yaylım ateşi açtı. O kalleş kurşunlar, sadece bir bedene değil, dürüstlükle inşa edilmiş bir hayata isabet etti.
SON NEFES VE DESTANIN BAŞLANGICI
Ağır yaralanan Nuri Yaşar, Gaziantep’in o sabahında, kanının döküldüğü sokakta bile davasından zerre taviz vermediğini ilan ediyordu. Hemen hastaneye kaldırıldı; doktorlar, arkadaşları ve sevenleri umutla bekledi. Ancak takdir edilmiş olan yazgı, bütün insani çabaları yendi. O yüce ruh, bütün çabalara rağmen kurtarılamayarak şehadet mertebesine yükseldi.
Nuri Yaşar, davasını canıyla mühürledi. Gaziantep’in sert kaldırımlarından, doğduğu toprağa, Adıyaman’ın Besni’sine uğurlandı. Bir devrin çetin mücadelesinde bayrağı yere düşürmemek adına son nefesine kadar savaşan bu büyük yürek, Besni toprağına, bir şehidin huzuruyla emanet edildi. Onun hikayesi, bir esnafın cüretkarlığı, bir başkanın kararlılığı ve bir vatanseverin mutlak teslimiyetinin ebedi destanı oldu.
"O, sadece toprağa verilmiş bir beden değil, bir milletin vicdanına gömülmüş sarsılmaz bir yemindir; inancın, 41 yaşındaki en yüce tanığıdır."