"BİR KAHRAMANIN DESTANI, KELİMELERİN YETMEDİĞİ, YALNIZCA BİR TARİHİN VE BİR ŞEHRİN BİLİNDİĞİ O NOKTADA BAŞLAR."
KİMLİĞİN ÖTESİNDEKİ YEMİN
Bize sunulan bilgiler ne kadar az olursa olsun, bazı isimler çağları aşan bir duruşun timsali olarak belirir. İşte o isimlerden biri: ŞEHİT NECMİ TERCAN. Onun hayatının sıradan detayları –doğduğu yer, geçimini sağladığı meslek– tarih defterlerinde boş bırakılmış olabilir. Lakin bir ÜLKÜCÜ ŞEHİT olarak, kendisini tanımlayan tek gerçek, savunduğu kutsal davaya olan sarsılmaz ADANMIŞLIĞI ve ödediği en büyük BEDEL olmuştur. O, kimliğinin detaylarını değil, ruhunun fedakârlığını miras bırakmıştır.
1979: KARARLIĞIN VE ATEŞİN ŞEHRİ İSTANBUL
Takvimler, milletin zorlu bir sınavdan geçtiği o karanlık dönemi gösteriyordu: 1979. Necmi Tercan’ın ayak bastığı yer, kadim başkent İSTANBUL’du. Bu şehir, o yıllarda sadece bir metropol değil, aynı zamanda ideallerin çatıştığı, kahramanlıkların sessizce yeşerdiği bir savaş alanıydı. O, bu zorlu coğrafyada, buz gibi bir şubat ayının ağırlığını omzunda taşıdı; vicdanının sesini takip ederek, adalet ve inanç uğruna tehlikeye meydan okudu.
BİLİNMEYENİN KALBİNE SON YÜRÜYÜŞ
Kuru bir rapor, o gün yaşananları açıklamaktan uzaktır: “OLAY GÜNÜ: ………………” Bu bilinmezlik, bir eksiklik değil, aksine onun CESARETİNİN en büyük nişanesidir. Olayların nasıl geliştiğini, hangi tehditle yüzleştiğini, son sözlerinin ne olduğunu bilmiyoruz. Belki bir tuzaktı, belki bir baskın... Ancak bildiğimiz bir şey var: Kahramanımız, o gün yazılmamış olan o son hikayeye, kararlılıkla, GÖZÜ PEK BİR YÜREKLE yürüdü. Mesleği veya konumu ne olursa olsun, o kritik anda hayatını ortaya koymaktan çekinmedi; bilinmezlik perdesi ardında, fedakârlığın en yüce örneğini sergiledi.
9 ŞUBAT 1979: ETERNİTE MÜHÜR
Takvim yaprakları, o soğuk ve unutulmaz günü işaret ettiğinde, tarihin akışı NECMİ TERCAN için durdu. 9 ŞUBAT 1979, sadece bir şehadet tarihi değil, aynı zamanda bir duruşun sonsuzluğa kazındığı andır. İstanbul’un şahitliğinde, davasının bekası için ruhunu teslim etti. Kanı, o karanlık döneme ışık tutan bir meşale oldu. O, bedenini feda ederek, uğruna savaştığı değerlerin yenilmez olduğunu kanıtladı.
"BİR KAHRAMANIN HİKAYESİ, NEREDE DOĞDUĞUYLA DEĞİL, UĞRUNA CAN VERDİĞİ O SON ADIMLA, BİLİNMEZLİĞİN ÜZERİNDEN GEÇEREK SONSULUĞA YAZILIR."