"Bazı ruhlar 19 yaşında tamamlanır; zira onların ömürleri değil, adanmışlıkları hesaplanır."
KİMLİĞİ: SAMSUN TOPRAĞINDAN FİLİZLENEN İNANÇ
Adı Resul Şahin’di. Doğduğu yer olan Samsun'un Terme ilçesi, henüz 19 yaşında bir fidanken kaderinin çizileceği topraklardı. Gençti, daha hayatının baharında, geleceği için hazırlanıyordu. O, sadece bir öğrenci değildi; Samsun Ticaret Lisesi’nden mezun olmuş, zihnini bilgiyle dolduran, yüreğini ise millet sevdasıyla kavuran bir idealistti.
YAŞAMI VE ADANMIŞLIĞI: KARARLILIĞIN OKUL BAŞKANI
Resul Şahin, ideallerinin peşinden gitme cesaretini lise sıralarında göstermişti. O karanlık yıllarda fikri mücadelenin en ön cephesinde yer aldı; ülkücü teşkilatın okul başkanlığını yaparak yalnızca arkadaşlarına değil, ülküye adanmış tüm gençliğe önderlik etti. Omuzlarında bir davanın ağırlığını taşıyorken bile, üniversite sınavlarına hazırlanıyor, ilim ile irfanı birleştirme gayesi güdüyordu. Resul, geleceğin teminatı olmak için adanmış bir gençti.
08 ŞUBAT 1980: BİR CUMA VAKTİ
Takvimler 08 Şubat 1980 Cuma gününü gösteriyordu. Resul, Samsun'da sıradan bir günün kutsal başlangıcını yapmak üzere Yeni Cami’de Cuma namazını kıldı. İbadetini tamamladıktan sonra, tıpkı her sivil vatandaş gibi, pazara doğru yürüdü; alışveriş yapacaktı. Bu sade ve masum anlar, karanlığın beklediği son fırsat oldu.
BEŞ KİŞİLİK PUSU VE MİLLETİN SON ADIMI
O an, sokaklar hain bir nefretle doluydu. Beş komünist militan, kin ve öfkeyle bilenmişti. Resul’ün oraya geleceğini biliyorlardı; ya günlerdir takip edilmişti ya da bir pusunun ortasına çekilmişti.
Bir anda, beş zalim silaha davrandı. Tek başına, inancından başka bir kalkanı olmayan 19 yaşındaki bu yiğit, hain kurşunların hedefi oldu. Silahlar boşaldı, sesleri Samsun sokaklarında yankılandı. Vücuduna tam yedi mermi isabet etti. Resul Şahin, ne pahasına olursa olsun savunmayı seçtiği değerler uğruna, şehadet mertebesine yükseldi. O, teslim olmak yerine, inancının son anına kadar dik duruşuyla tarihe adını yazdırdı.
GERİDE KALAN YÜREK YARASI: ANA KURBANLIĞI
Ertesi gün, yiğit Resul Şahin’in cenazesi Terme Sarayköy mezarlığına sırlandı. Ancak bu kahramanlığın bedelini ödeyen sadece o olmadı.
Bu destansı fedakârlığın ardından gelen acı, bir annenin yüreğini parçaladı. Evladının şehadetine dayanamayan annesi, tarifsiz üzüntüden dolayı felç oldu. O mübarek kadın, oğlunun davası uğruna akıtılan kanın manevi ağırlığını taşıyamadı. Resul’ün ardından çok geçmeden o da hayata veda etti ve böylece, bir kahramanın ardından iki can feda edilmiş oldu.
"Yedi mermiyle susturulmak istendi, ama adı, bir annenin son nefesiyle mühürlenerek sonsuzluğa yazıldı. Resul Şahin, sadece bir şehit değil; vatan borcunu canıyla ödeyenlerin ebedi yadigârıdır."