"Bazı ruhlar vardır ki, yıllar onların kararlılığını eskitemez; 65 yıllık bir ömür, adanmış bir ülkü uğruna son nefesine kadar dimdik duruştur."
ADANMIŞ BİR RUH: İSA ERASLAN
O, Anadolu’nun doğu kapısı olan kadim şehir AĞRI’da doğmuştu. Damarlarında, zorlu coğrafyaların çelikten iradesini taşıyan, aslen AZERBAYCAN TÜRKLERİ’nin soylu kanı akıyordu. İsa Eraslan, sadece bir ESNAF (Petrol Bayisi) olarak ticaretle uğraşan sıradan bir vatandaş değildi; o, davasına adanmışlığın sembolüydü.
65 yıllık ömründe, ailesini (EVLİ VE İKİ ÇOCUK BABASI) geçindirirken, aynı zamanda ülkücü hareketin o zorlu yıllarında Ağrı’daki bayrağını en yüksekte tutan bir liderdi. MHP AĞRI ESKİ İL BAŞKANI olarak, inandığı değerler uğruna geri adım atmayacağını herkese göstermişti.
TEHDİTLERİN GÖLGESİNDE BİR ÖMÜR
İsa Eraslan’ın hayatı, baskı ve tehlike altında geçen bir direniş destanıydı. O, düşmanın hedef tahtasında olduğunu çok iyi biliyordu. DAHA ÖNCEDE SALDIRIYA UĞRAMIŞ ve karanlık eller tarafından TEHDİT EDİLMİŞTİ. Ne var ki, 65 yaşına rağmen, yorgunluk nedir bilmeyen bu yiğit adam, tehditlerin karşısında sarsılmadı; dükkanını açtı, ailesine baktı ve davasından zerre kadar taviz vermedi. O, yaşının verdiği tecrübe ve inancın çelikleşmiş gücüyle, geri çekilmenin onursuzluk olduğunu bilen bir kahramandı.
08 ŞUBAT 1980: VEDA VAKTİ
Takvimler 08 ŞUBAT 1980’i gösteriyordu. Ağrı’nın üzerini soğuk bir kış akşamı örtmek üzereydi. Saatler 19:30 sıralarına yaklaştığında, kahramanlığın bedelinin ödeneceği an gelmişti.
İsa Eraslan, günlük yaşamının olağan akışı içinde, AKSOY SİNEMASI’NIN ÖNÜNDE ilerlerken, karanlık ideolojilerin kinle bilenmiş pençeleri tarafından pusuya düşürüldü. Gözü dönmüş kızıl katiller, bir ülkü adamının duruşunu susturmak amacıyla, namlularını 65 yıllık bir çınara çevirdiler.
Silahlar ateşlendi. O an, bir ülkü adamının üzerine yağdırılan ihanetin mermileri, sadece bir bedeni değil, bir dönemin namuslu direnişini hedef aldı.
SON NEFES VE EBEDİ MAKAMA YÜKSELİŞ
Ağır yaralı olarak yere yığılan İsa Eraslan, hemen AĞRI DEVLET HASTANESİ’NE kaldırıldı. Orada, doktorlar ve hemşireler, hayatını kurtarmak için kahramanca bir mücadele verdi; ancak ihanetin ateşi çok şiddetliydi.
Bütün insani çabalara rağmen, milletinin ve davasının yüreğini titreten bu sarsılmaz irade, dünyevi görevini tamamlamıştı. İsa Eraslan, 08 ŞUBAT 1980 Cuma akşamı, ardında onurlu bir miras bırakarak şehadet mertebesine erişti. Bir ülkü adamı daha, geride bıraktığı ailesinin gözyaşlarıyla ve davasına olan sarsılmaz sadakatiyle, yıldızlara karıştı.
O, 65 yaşında bir esnaf ve eski bir lider olarak, imanın ve cesaretin yaşla sınırlanamayacağını kanıtladı.
"Şehitlik, bir ömrün sonu değil; inandığı değerler uğruna tereddüt etmeden ölümsüzlüğe atılan en cesur adımdır."